Şubat, 2008 için arşiv

29
Feb
08

Arşın Mal Alan Film Müzikleri

1-Mugaddime
2-Asgarin ariyesi
3-Cahanin mahnisi
4-Suleyman’in mahnisi
5-Mahni ve raKslar-Suleyman Cahan Veli
6-Gulcehre nin ariyasi
7-Telli’nin nagmesi
8-Asgerin nagmesi
9-Qizlarin xoru
10-Asgerin ve GüLÇehre’nin dueti-bend oldum
11-GüLÇehrenin aryası-aşık oldum
12-Asya ve teLLi’nin dueti
13-Esgerin nagmesi
14_Soltan beyin mahnisi
15-Asya’nın naĞmesi
16_Reqs
17-Veli ve telli nin dueti
18-Gulcohrenin etirafi
19-Trio-Asya ve Gulcohre
20-Gulcohre"nin nalesi

doWNLoad  (51mB )

Password: www.azerievi.com

linkLeri günceLLemeyeceĞim… henüz ben de indirmedim…

noTaLaR ve detayLı biLgi için BURAYA tıkLayın

 

ARŞIN MAL ALAN
Ü. HACIBEYOV
Operet, 2 Perde

Konu

  I. PERDE

   1.Tablo

   Genç ve zengin tüccar Esger, kendi evinde derin düşünceler içinde dertli dertli oturmakta ve evlenmeyi düşünmektedir. Elçi göndermeden önce, kızı kendisi görüp beğenmek, sonra evlenmek istemektedir. Esger’in halası Cahan ve hizmetkarı Veli ona yardım etmekten acizdirler. Düğünden önce evleneceği kızı görme arzusu akla mantığa sığmamaktadır. Eski adetlere göre bu mümkün değildir. Cahan hala ve Veli, bu düşüncesinden onu ne kadar caydırmaya çalışsalar da Esger dediğinden dönmemektedir.

    Bir müddet sonra dostu Süleyman, Esger’in evine gelir. Esger, evleneceği kızı düğünden önce görmek konusunda güzel bir yol bulması için dostu Süleyman’dan yardım ister. Süleyman’ın aklına, Esger’in “arşın malcı” (seyyar kumaş satıcısı) kıyafetine bürünmesi ve böylelikle evleneceği kızı görüp beğenebileceği düşüncesi gelmiştir. Çünkü o dönemde hiçbir kız, “arşın malcı”lardan yüzlerini saklamadıklarından, Esger istediği kızı seçebilme şansına sahip olacaktır.

   2. Tablo

    “Arşın malcı” kıyafetli Esger, kendi saadetini bulmak ümidiyle, şarkı söyleyerek şehrin sokaklarında dolaşmaktadır. Nihayet  Soltan Bey’in evine ulaşmıştır. Bu arada, Soltan Bey’in güzel kızı Gülçöhre, amcasının kızı Asya ve hizmetçileri Telli, evin bahçesinde oturup dikiş dikmektedirler. Yüzünü bile görmediği bir insanla evlendirilen kadınların derdine yanan Gülçöhre, onların mutsuzluklarından yakınmaktadır. Tam bu sırada Esger bahçeye girerek elinde getirdiği kumaşları kızlara satmak istemektedir. Gülçöhre’yi gördüğü an, kalbi hızla çarpmaya başlar. Aradığı kızın Gülçöhre olduğunun düşünür. Gülçöhre de “arşın malcı”dan hoşlanmıştır. İki genç ilk bakışta birbirlerine aşık olmuşlardır. Esger ordan ayrılmadan önce, Gülçöhre’ye sorduğu, “Arşın malcıyla evlenmek ister misin?” sorusuna “Evet!” yanıtını almıştır. Hatta Gülçöhre, asla bir başkasıyla evlenmeyeceğini de kati bir dille ona söylemiştir.

    Esger’in bu oyunu Cahan Hala’nın çok hoşuna gitmiştir ve o da kızları görmek için, Soltan Bey’in evine gitmiştir. Yaşlı ve vesveseli Soltan Bey ile karşılaşır, tanışırlar ve Soltan Bey’in şüphelenmesi üzerine, yüzünü bile gösteririr. Soltan Bey, bu yaşlı zamanında evlenmek istemektedir. Bu isteğini, doktorlarda onaylamaktadırlar.

    Cahan hala da, Soltan Bey’in hoşuna gitmiştir. Arşın  malcı kıyafetiyle halasının arkasından gelen Esger, Soltan Bey ile karşılaşır. Soltan Bey’in onun halasıyla  evlenmek istediğini öğrendiğinde bu işe bir şartla izin vereceğini söyler. Halasının karşılığında, kızı Gülçöhre’yi istemektedir. Soltan Bey ise bu teklife fena halde sinirlenir ve tek kızını, fakir bir “arşın malcı”ya vermek istemez.

   II. PERDE

   3. Tablo

   Esger  aşık olduğu için kendini mutlu saymaktadır. Çünkü aradığını bulmuştur. Artık Süleyman, Soltan Bey’in evine elçiliğe gitmektedir. Süleyman, Soltan Bey’in evine gelip, kızını, dostu, varlıklı Esger için ister. Yegane kızı için çoktandır nişan takmak arzusunda olan Soltan Bey, memnuniyetle bu isteğe razı olur. Babasının onu varlıklı bir tacirle evlendirmek istediğini bilen Gülçöhre, buna kati bir dille itiraz eder. Çünkü o, varlıklı Esger ile, fakir Esger’in aynı kişi olduğunu bilmemektedir.

   4. Tablo

   Kızının red cevabına çok sinirlenen Soltan  Bey, Süleyman’dan kızı hemen kaçırmalarını ve düğün tarihini erkene almalarını rica eder. Süleyman’da kızı kaçırtıp Esger’in evine götürür. Gülçöhre bu tanımadığı, bilmediği evde kendini öldürmek istemektedir. Tam bu sırada Esger eve gelir ve konuşmaya başlar. Gülçöhre oradan birlikte kaçmak istemektedir. Fakat Esger ona gerçeği anlatır ve Güçöhre olanları sonunda anlar.

   Eser, bir değil, tam dört düğünle sona erer. Esger, Gülçöhre ile, Süleyman, bu aşamada beğendiği Asya ile, Soltan Bey, Esger’in halası Cahan ile nihayet, hizmetçi Telli, Veli ile evlenerek mutlu sona ulaşırlar.

(…)

yeri gelmişken, buRada birçok azeri eseR mevcut.

(…)

Son oLarak şu türküyü aRıyorum: Ananın Sesi (SuLha naĞmesi ).

Aslında bir tane buldum, dinledim ama beni pek saRmadı. "Gülyaz ve Gülyanaq" isminde ilk defa duyduğum isimler yorumLamış türküyü ( yorumcuLar aZeRi ). Böylesi dramatik yapıda olan ezgi ve sözLer, iğrenç bir aranjeyle adeta taveRnaya / oyun havasına dönüşmüş. tiPik biçim / içerik çatışması işte… İçime sinmedi :(

buLan olursa ve habeR verirse sevinirim. 90′Larda enfes bir düzenlemeyle "Sadık GüRBüz"den dinlemiştim iLk. Daha sonra "ŞüKRiye tutKun"da sesLendirdi.

Ananın Sesi

Ana gelbim odlanır söz düşende davadan
Bes değil mi ey insanlar töküldü kan ahtı kan
Bes değil mi kara torpah su içti gözyaşından
Yeryüzünde dostu olsun gerek insan insanın
Gelbimdeki bu arzular arzusudur zamanın
Men anayım bu sesimde yerin göğün derdi var
Sulhe gelin ey insanlar yohsa dünya mehvolar
Silahları yandırın arşa gahsın tütsüsü
Her obada her bir evde ganad açsın sulh sözü
Yüzü gülsün insanların bayram etsin yeryüzü
Yeryüzünde dostu olsun gerek insan insanın
Gelbimdeki bu arzular arzusudur zamanın
Men anayım bu sesimde yerin göğün derdi var
Sulhe gelin ey insanlar yohsa dünya mehvolar

Nevruz Gencelli

29
Feb
08

Arşın Mal Alan Film Müzikleri

1-Mugaddime
2-Asgarin ariyesi
3-Cahanin mahnisi
4-Suleyman’in mahnisi
5-Mahni ve raKslar-Suleyman Cahan Veli
6-Gulcehre nin ariyasi
7-Telli’nin nagmesi
8-Asgerin nagmesi
9-Qizlarin xoru
10-Asgerin ve GüLÇehre’nin dueti-bend oldum
11-GüLÇehrenin aryası-aşık oldum
12-Asya ve teLLi’nin dueti
13-Esgerin nagmesi
14_Soltan beyin mahnisi
15-Asya’nın naĞmesi
16_Reqs
17-Veli ve telli nin dueti
18-Gulcohrenin etirafi
19-Trio-Asya ve Gulcohre
20-Gulcohre"nin nalesi

doWNLoad  (51mB )

Password: www.azerievi.com

linkLeri günceLLemeyeceĞim… henüz ben de indirmedim…

noTaLaR ve detayLı biLgi için BURAYA tıkLayın

 

ARŞIN MAL ALAN
Ü. HACIBEYOV
Operet, 2 Perde

Konu

  I. PERDE

   1.Tablo

   Genç ve zengin tüccar Esger, kendi evinde derin düşünceler içinde dertli dertli oturmakta ve evlenmeyi düşünmektedir. Elçi göndermeden önce, kızı kendisi görüp beğenmek, sonra evlenmek istemektedir. Esger’in halası Cahan ve hizmetkarı Veli ona yardım etmekten acizdirler. Düğünden önce evleneceği kızı görme arzusu akla mantığa sığmamaktadır. Eski adetlere göre bu mümkün değildir. Cahan hala ve Veli, bu düşüncesinden onu ne kadar caydırmaya çalışsalar da Esger dediğinden dönmemektedir.

    Bir müddet sonra dostu Süleyman, Esger’in evine gelir. Esger, evleneceği kızı düğünden önce görmek konusunda güzel bir yol bulması için dostu Süleyman’dan yardım ister. Süleyman’ın aklına, Esger’in “arşın malcı” (seyyar kumaş satıcısı) kıyafetine bürünmesi ve böylelikle evleneceği kızı görüp beğenebileceği düşüncesi gelmiştir. Çünkü o dönemde hiçbir kız, “arşın malcı”lardan yüzlerini saklamadıklarından, Esger istediği kızı seçebilme şansına sahip olacaktır.

   2. Tablo

    “Arşın malcı” kıyafetli Esger, kendi saadetini bulmak ümidiyle, şarkı söyleyerek şehrin sokaklarında dolaşmaktadır. Nihayet  Soltan Bey’in evine ulaşmıştır. Bu arada, Soltan Bey’in güzel kızı Gülçöhre, amcasının kızı Asya ve hizmetçileri Telli, evin bahçesinde oturup dikiş dikmektedirler. Yüzünü bile görmediği bir insanla evlendirilen kadınların derdine yanan Gülçöhre, onların mutsuzluklarından yakınmaktadır. Tam bu sırada Esger bahçeye girerek elinde getirdiği kumaşları kızlara satmak istemektedir. Gülçöhre’yi gördüğü an, kalbi hızla çarpmaya başlar. Aradığı kızın Gülçöhre olduğunun düşünür. Gülçöhre de “arşın malcı”dan hoşlanmıştır. İki genç ilk bakışta birbirlerine aşık olmuşlardır. Esger ordan ayrılmadan önce, Gülçöhre’ye sorduğu, “Arşın malcıyla evlenmek ister misin?” sorusuna “Evet!” yanıtını almıştır. Hatta Gülçöhre, asla bir başkasıyla evlenmeyeceğini de kati bir dille ona söylemiştir.

    Esger’in bu oyunu Cahan Hala’nın çok hoşuna gitmiştir ve o da kızları görmek için, Soltan Bey’in evine gitmiştir. Yaşlı ve vesveseli Soltan Bey ile karşılaşır, tanışırlar ve Soltan Bey’in şüphelenmesi üzerine, yüzünü bile gösteririr. Soltan Bey, bu yaşlı zamanında evlenmek istemektedir. Bu isteğini, doktorlarda onaylamaktadırlar.

    Cahan hala da, Soltan Bey’in hoşuna gitmiştir. Arşın  malcı kıyafetiyle halasının arkasından gelen Esger, Soltan Bey ile karşılaşır. Soltan Bey’in onun halasıyla  evlenmek istediğini öğrendiğinde bu işe bir şartla izin vereceğini söyler. Halasının karşılığında, kızı Gülçöhre’yi istemektedir. Soltan Bey ise bu teklife fena halde sinirlenir ve tek kızını, fakir bir “arşın malcı”ya vermek istemez.

   II. PERDE

   3. Tablo

   Esger  aşık olduğu için kendini mutlu saymaktadır. Çünkü aradığını bulmuştur. Artık Süleyman, Soltan Bey’in evine elçiliğe gitmektedir. Süleyman, Soltan Bey’in evine gelip, kızını, dostu, varlıklı Esger için ister. Yegane kızı için çoktandır nişan takmak arzusunda olan Soltan Bey, memnuniyetle bu isteğe razı olur. Babasının onu varlıklı bir tacirle evlendirmek istediğini bilen Gülçöhre, buna kati bir dille itiraz eder. Çünkü o, varlıklı Esger ile, fakir Esger’in aynı kişi olduğunu bilmemektedir.

   4. Tablo

   Kızının red cevabına çok sinirlenen Soltan  Bey, Süleyman’dan kızı hemen kaçırmalarını ve düğün tarihini erkene almalarını rica eder. Süleyman’da kızı kaçırtıp Esger’in evine götürür. Gülçöhre bu tanımadığı, bilmediği evde kendini öldürmek istemektedir. Tam bu sırada Esger eve gelir ve konuşmaya başlar. Gülçöhre oradan birlikte kaçmak istemektedir. Fakat Esger ona gerçeği anlatır ve Güçöhre olanları sonunda anlar.

   Eser, bir değil, tam dört düğünle sona erer. Esger, Gülçöhre ile, Süleyman, bu aşamada beğendiği Asya ile, Soltan Bey, Esger’in halası Cahan ile nihayet, hizmetçi Telli, Veli ile evlenerek mutlu sona ulaşırlar.

(…)

yeri gelmişken, buRada birçok azeri eseR mevcut.

(…)

Son oLarak şu türküyü aRıyorum: Ananın Sesi (SuLha naĞmesi ).

Aslında bir tane buldum, dinledim ama beni pek saRmadı. "Gülyaz ve Gülyanaq" isminde ilk defa duyduğum isimler yorumLamış türküyü ( yorumcuLar aZeRi ). Böylesi dramatik yapıda olan ezgi ve sözLer, iğrenç bir aranjeyle adeta taveRnaya / oyun havasına dönüşmüş. tiPik biçim / içerik çatışması işte… İçime sinmedi :(

buLan olursa ve habeR verirse sevinirim. 90′Larda enfes bir düzenlemeyle "Sadık GüRBüz"den dinlemiştim iLk. Daha sonra "ŞüKRiye tutKun"da sesLendirdi.

Ananın Sesi

Ana gelbim odlanır söz düşende davadan
Bes değil mi ey insanlar töküldü kan ahtı kan
Bes değil mi kara torpah su içti gözyaşından
Yeryüzünde dostu olsun gerek insan insanın
Gelbimdeki bu arzular arzusudur zamanın
Men anayım bu sesimde yerin göğün derdi var
Sulhe gelin ey insanlar yohsa dünya mehvolar
Silahları yandırın arşa gahsın tütsüsü
Her obada her bir evde ganad açsın sulh sözü
Yüzü gülsün insanların bayram etsin yeryüzü
Yeryüzünde dostu olsun gerek insan insanın
Gelbimdeki bu arzular arzusudur zamanın
Men anayım bu sesimde yerin göğün derdi var
Sulhe gelin ey insanlar yohsa dünya mehvolar

Nevruz Gencelli

28
Feb
08

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

dün ( 28 Şubat 2008) baba olan arkadaşım Sinan’a ve minik yavrusu "eLif duRu"ya ithaf….

Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin

O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici – hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.

Can Yücel

28
Feb
08

Baba Olunca Anlarsın

Merhaba sevgili babacığım
Nasılsın diye sormuyor
İyi olman için dualar ediyorum…

Doğduğumda beni kucağına alıp
“Adın Umut olsun” demiştin
Beni ilkokula kadar
“Umudum” diye okşadın ve sevdin
Okula başlayınca
“Sen artık koca adam oldun” deyip
Sadece başımı sıvazladın…

Derslerime yardımcı olmak için
Benden çok sen çabalardın
Benim aklım oyunda televizyonda
Bunu bilirdin ve saklamazdın
Bunu nereden bildiğini
Hiç anlamamıştım…

Yolda giderken birgün
Başka bir babanın
Oğluna vurduğunu gördüm
Koşarak sana geldim
Ve sana sordum
“Baba o adam kıydı,
Sen bana kıyar mıydın”
“Ben sana kıyamam” demiştin
Küçüktüm sebebini anlamamıştım
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Okul yıllarım bitti
Artık ekmek peşindeyim
Babam senin izindeyim
Meğer ne zormuş çalışmak
Eve ekmek getirme kavgası
Bütün gün birileriyle uğraşmak
Adamlığını yitirmeden kazanmak
Güler yüzlü ve merhametli kalmak
Meğer ne zormuş baba olmak
Hem bütün gün ağır yükler
Yetmezmiş gibi ağır sözler
Hem bedenin hem ruhun
Gitgide ezilmesine rağmen
Eve gelince benden ve annemden
Şefkatini ilgini hiç esirgemezdin
Nasıl başardığını sormuştum
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Askere gitme vakti geldin
“Vatan sana emanet” dedin
Bana emanet babam rahat ol
Sizi önce Allah’a sonra size
Vatan önce Allah’a sonra bana
Emanete ihanet olmaz
Bunuda senden öğrendim…

Beni asker ocağına gönderdin
Belki yemedin belki içmedin
Ama beni hiç muhtaç
Beni hiç yetim bırakmadın
Mektuplar attın telefonlar açtın
Bana gülüyordun ama
Belki içinden kan ağladın
Bir insan çocuğunu bu kadar
Kendinden bile fazla sever miydi
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Birtek ilk zamanlar
Gelinini istememiştin
Sonradan onuda sevmiştin
Hatta bir ara onu benden
Daha çok sevdiğini sanmıştım
Eee onu ben seçmiştim
Beni ise sen yetiştirmiştin…

Her akşam o hatırlatıyor
Anama ve sana dua etmem için
Yanyana diz çöküp ellerimizi açıyoruz
Yüce rabb’imden tek isteğimiz
İkinizinde mekanını cennet etsin…

Meğer insan neleri özlermiş
Birşeyler yiyip içerken
Ağzından çıkan o tuhaf sesler
Çok kızardık sana
Şimdi düşünüp gülümsüyorum
Hatta bazen yemekte
Şöyle bir çocuklara bakıyorum
Çorbaya kaşığımı daldırıyor
Ağzıma yaklaştırıyor
Başımı havaya kaldırıyor
Ve sessizce “Bu senin için” diyor
Öyle bir höpürdetiyorum ki
Çocuklar bana bakıyor
“Ya baba” diye çıkışıyorlar
Aynı sen ve ben gibiyiz
Tek farkımız artık ben babayım
Onlar çocuk ve sen yoksun…

Hani şu çok bilmiş tavırların
Bilge gibi konuşmaların vardı ya
O kadar çok konuşur bizi sıkardın
Ya bildiklerimizi anlatırdın
Ya da bilmediğin konularda
Olur olmaz yorum yapardın
Biliyor musun ne öğrendim
Yeni nesil hep daha çok öğreniyor
Şimdi ben de senin gibi
Karışıyorum birşeylerine
Çok kızıyorlar biliyorum
Elimde değil dayanamıyorum
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Artık göç vakti geldi demişsin
Duydum ve kahroldum
Hemen koştum sana koştum
Beni yanına sokmadılar
İstememişsin neden baba
Bunca yıldır hep bana dosttun
Şimdi ne oldu da
Beni yanına bile yanaştırmadın
Elbet vardır bir sebebi
Diye diye kendimi avuttum
Sonra içeriden
Acı bir feryat duydum
Anamın yere yığıldığını gördüm
Yine içeri alınmadım…

On dakika sonra biri yanaştı
Yüzüme baktı
“Hem anadan hem babadan,
Artık teksin başın sağolsun”
Bir not iletti ufak bir kağıtta
Kırık dökük bir yazıyla
“Beni en son gördüğün gibi,
Mutlu hatırlamanı istiyordum”
Neden dedim babam neden
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Fırat Çandır

28
Feb
08

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

dün ( 28 Şubat 2008) baba olan arkadaşım Sinan’a ve minik yavrusu "eLif duRu"ya ithaf….

Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin

O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici – hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.

Can Yücel

28
Feb
08

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

dün ( 28 Şubat 2008) baba olan arkadaşım Sinan’a ve minik yavrusu "eLif duRu"ya ithaf….

Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin

O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici – hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.

Can Yücel

28
Feb
08

Baba Olunca Anlarsın

Merhaba sevgili babacığım
Nasılsın diye sormuyor
İyi olman için dualar ediyorum…

Doğduğumda beni kucağına alıp
“Adın Umut olsun” demiştin
Beni ilkokula kadar
“Umudum” diye okşadın ve sevdin
Okula başlayınca
“Sen artık koca adam oldun” deyip
Sadece başımı sıvazladın…

Derslerime yardımcı olmak için
Benden çok sen çabalardın
Benim aklım oyunda televizyonda
Bunu bilirdin ve saklamazdın
Bunu nereden bildiğini
Hiç anlamamıştım…

Yolda giderken birgün
Başka bir babanın
Oğluna vurduğunu gördüm
Koşarak sana geldim
Ve sana sordum
“Baba o adam kıydı,
Sen bana kıyar mıydın”
“Ben sana kıyamam” demiştin
Küçüktüm sebebini anlamamıştım
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Okul yıllarım bitti
Artık ekmek peşindeyim
Babam senin izindeyim
Meğer ne zormuş çalışmak
Eve ekmek getirme kavgası
Bütün gün birileriyle uğraşmak
Adamlığını yitirmeden kazanmak
Güler yüzlü ve merhametli kalmak
Meğer ne zormuş baba olmak
Hem bütün gün ağır yükler
Yetmezmiş gibi ağır sözler
Hem bedenin hem ruhun
Gitgide ezilmesine rağmen
Eve gelince benden ve annemden
Şefkatini ilgini hiç esirgemezdin
Nasıl başardığını sormuştum
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Askere gitme vakti geldin
“Vatan sana emanet” dedin
Bana emanet babam rahat ol
Sizi önce Allah’a sonra size
Vatan önce Allah’a sonra bana
Emanete ihanet olmaz
Bunuda senden öğrendim…

Beni asker ocağına gönderdin
Belki yemedin belki içmedin
Ama beni hiç muhtaç
Beni hiç yetim bırakmadın
Mektuplar attın telefonlar açtın
Bana gülüyordun ama
Belki içinden kan ağladın
Bir insan çocuğunu bu kadar
Kendinden bile fazla sever miydi
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Birtek ilk zamanlar
Gelinini istememiştin
Sonradan onuda sevmiştin
Hatta bir ara onu benden
Daha çok sevdiğini sanmıştım
Eee onu ben seçmiştim
Beni ise sen yetiştirmiştin…

Her akşam o hatırlatıyor
Anama ve sana dua etmem için
Yanyana diz çöküp ellerimizi açıyoruz
Yüce rabb’imden tek isteğimiz
İkinizinde mekanını cennet etsin…

Meğer insan neleri özlermiş
Birşeyler yiyip içerken
Ağzından çıkan o tuhaf sesler
Çok kızardık sana
Şimdi düşünüp gülümsüyorum
Hatta bazen yemekte
Şöyle bir çocuklara bakıyorum
Çorbaya kaşığımı daldırıyor
Ağzıma yaklaştırıyor
Başımı havaya kaldırıyor
Ve sessizce “Bu senin için” diyor
Öyle bir höpürdetiyorum ki
Çocuklar bana bakıyor
“Ya baba” diye çıkışıyorlar
Aynı sen ve ben gibiyiz
Tek farkımız artık ben babayım
Onlar çocuk ve sen yoksun…

Hani şu çok bilmiş tavırların
Bilge gibi konuşmaların vardı ya
O kadar çok konuşur bizi sıkardın
Ya bildiklerimizi anlatırdın
Ya da bilmediğin konularda
Olur olmaz yorum yapardın
Biliyor musun ne öğrendim
Yeni nesil hep daha çok öğreniyor
Şimdi ben de senin gibi
Karışıyorum birşeylerine
Çok kızıyorlar biliyorum
Elimde değil dayanamıyorum
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Artık göç vakti geldi demişsin
Duydum ve kahroldum
Hemen koştum sana koştum
Beni yanına sokmadılar
İstememişsin neden baba
Bunca yıldır hep bana dosttun
Şimdi ne oldu da
Beni yanına bile yanaştırmadın
Elbet vardır bir sebebi
Diye diye kendimi avuttum
Sonra içeriden
Acı bir feryat duydum
Anamın yere yığıldığını gördüm
Yine içeri alınmadım…

On dakika sonra biri yanaştı
Yüzüme baktı
“Hem anadan hem babadan,
Artık teksin başın sağolsun”
Bir not iletti ufak bir kağıtta
Kırık dökük bir yazıyla
“Beni en son gördüğün gibi,
Mutlu hatırlamanı istiyordum”
Neden dedim babam neden
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Fırat Çandır

28
Feb
08

Baba Olunca Anlarsın

Merhaba sevgili babacığım
Nasılsın diye sormuyor
İyi olman için dualar ediyorum…

Doğduğumda beni kucağına alıp
“Adın Umut olsun” demiştin
Beni ilkokula kadar
“Umudum” diye okşadın ve sevdin
Okula başlayınca
“Sen artık koca adam oldun” deyip
Sadece başımı sıvazladın…

Derslerime yardımcı olmak için
Benden çok sen çabalardın
Benim aklım oyunda televizyonda
Bunu bilirdin ve saklamazdın
Bunu nereden bildiğini
Hiç anlamamıştım…

Yolda giderken birgün
Başka bir babanın
Oğluna vurduğunu gördüm
Koşarak sana geldim
Ve sana sordum
“Baba o adam kıydı,
Sen bana kıyar mıydın”
“Ben sana kıyamam” demiştin
Küçüktüm sebebini anlamamıştım
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Okul yıllarım bitti
Artık ekmek peşindeyim
Babam senin izindeyim
Meğer ne zormuş çalışmak
Eve ekmek getirme kavgası
Bütün gün birileriyle uğraşmak
Adamlığını yitirmeden kazanmak
Güler yüzlü ve merhametli kalmak
Meğer ne zormuş baba olmak
Hem bütün gün ağır yükler
Yetmezmiş gibi ağır sözler
Hem bedenin hem ruhun
Gitgide ezilmesine rağmen
Eve gelince benden ve annemden
Şefkatini ilgini hiç esirgemezdin
Nasıl başardığını sormuştum
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Askere gitme vakti geldin
“Vatan sana emanet” dedin
Bana emanet babam rahat ol
Sizi önce Allah’a sonra size
Vatan önce Allah’a sonra bana
Emanete ihanet olmaz
Bunuda senden öğrendim…

Beni asker ocağına gönderdin
Belki yemedin belki içmedin
Ama beni hiç muhtaç
Beni hiç yetim bırakmadın
Mektuplar attın telefonlar açtın
Bana gülüyordun ama
Belki içinden kan ağladın
Bir insan çocuğunu bu kadar
Kendinden bile fazla sever miydi
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Birtek ilk zamanlar
Gelinini istememiştin
Sonradan onuda sevmiştin
Hatta bir ara onu benden
Daha çok sevdiğini sanmıştım
Eee onu ben seçmiştim
Beni ise sen yetiştirmiştin…

Her akşam o hatırlatıyor
Anama ve sana dua etmem için
Yanyana diz çöküp ellerimizi açıyoruz
Yüce rabb’imden tek isteğimiz
İkinizinde mekanını cennet etsin…

Meğer insan neleri özlermiş
Birşeyler yiyip içerken
Ağzından çıkan o tuhaf sesler
Çok kızardık sana
Şimdi düşünüp gülümsüyorum
Hatta bazen yemekte
Şöyle bir çocuklara bakıyorum
Çorbaya kaşığımı daldırıyor
Ağzıma yaklaştırıyor
Başımı havaya kaldırıyor
Ve sessizce “Bu senin için” diyor
Öyle bir höpürdetiyorum ki
Çocuklar bana bakıyor
“Ya baba” diye çıkışıyorlar
Aynı sen ve ben gibiyiz
Tek farkımız artık ben babayım
Onlar çocuk ve sen yoksun…

Hani şu çok bilmiş tavırların
Bilge gibi konuşmaların vardı ya
O kadar çok konuşur bizi sıkardın
Ya bildiklerimizi anlatırdın
Ya da bilmediğin konularda
Olur olmaz yorum yapardın
Biliyor musun ne öğrendim
Yeni nesil hep daha çok öğreniyor
Şimdi ben de senin gibi
Karışıyorum birşeylerine
Çok kızıyorlar biliyorum
Elimde değil dayanamıyorum
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Artık göç vakti geldi demişsin
Duydum ve kahroldum
Hemen koştum sana koştum
Beni yanına sokmadılar
İstememişsin neden baba
Bunca yıldır hep bana dosttun
Şimdi ne oldu da
Beni yanına bile yanaştırmadın
Elbet vardır bir sebebi
Diye diye kendimi avuttum
Sonra içeriden
Acı bir feryat duydum
Anamın yere yığıldığını gördüm
Yine içeri alınmadım…

On dakika sonra biri yanaştı
Yüzüme baktı
“Hem anadan hem babadan,
Artık teksin başın sağolsun”
Bir not iletti ufak bir kağıtta
Kırık dökük bir yazıyla
“Beni en son gördüğün gibi,
Mutlu hatırlamanı istiyordum”
Neden dedim babam neden
Baba olunca anlarsın demiştin
Ben baba oldum ve seni
Çok ama çok iyi anladım…

Fırat Çandır

28
Feb
08

CODIA ÖZÜ

Bir boşluk var bugünlerde içimde. Hayatımı hiçbir yere sığdıramıyorum. Nereye koysam fazla belki de eksik. Tatsız ve artık dörtlü bir melodi gibiyim. Bir sirkte metrelerce yükseklikte incecik bir ipte sallapati yürüyorum sanki. Sonra birden berrak ve pırıl pırıl bir ırmak düşlüyorum. İçim huzurla doluyor ve mis gibi çimen kokusunu hayal ediyorum. İçimdeki boşluğun yaşama sevincimi etkilememiş olmasına çok seviniyorum sonra da. Karmaşıklığın içinde öz yaşayabilmeyi başarmanın ne denli zor olduğunu biliyorum. Kendim için yaşamak!
Hayır bu bana göre değil. Birileri için yaşamışım yaşadıklarımı. Öğrendiklerim birilerine öğretmek için söylediklerim birilerinin duyması ve duyduklarım birilerine söylemek içinmiş. Ne tuhaf yazılar yazmışım. Birileri okusun ilgi çeksin diye mi acaba? Cümlelerimin ne başı ne sonu belli. Atlanmış konular, iç içe geçmiş ve anlamsızlaşmanın sınırından dönmüş kelime oyunları… ama hepsi benim. Öz mü şimdi yazdıklarım ? Benim özüm sadece yaşadıklarım mı ? Ya düşlerim onlara yer yok mu ?

28
Feb
08

CODIA ÖZÜ

Bir boşluk var bugünlerde içimde. Hayatımı hiçbir yere sığdıramıyorum. Nereye koysam fazla belki de eksik. Tatsız ve artık dörtlü bir melodi gibiyim. Bir sirkte metrelerce yükseklikte incecik bir ipte sallapati yürüyorum sanki. Sonra birden berrak ve pırıl pırıl bir ırmak düşlüyorum. İçim huzurla doluyor ve mis gibi çimen kokusunu hayal ediyorum. İçimdeki boşluğun yaşama sevincimi etkilememiş olmasına çok seviniyorum sonra da. Karmaşıklığın içinde öz yaşayabilmeyi başarmanın ne denli zor olduğunu biliyorum. Kendim için yaşamak!
Hayır bu bana göre değil. Birileri için yaşamışım yaşadıklarımı. Öğrendiklerim birilerine öğretmek için söylediklerim birilerinin duyması ve duyduklarım birilerine söylemek içinmiş. Ne tuhaf yazılar yazmışım. Birileri okusun ilgi çeksin diye mi acaba? Cümlelerimin ne başı ne sonu belli. Atlanmış konular, iç içe geçmiş ve anlamsızlaşmanın sınırından dönmüş kelime oyunları… ama hepsi benim. Öz mü şimdi yazdıklarım ? Benim özüm sadece yaşadıklarım mı ? Ya düşlerim onlara yer yok mu ?




Blog Stats

  • 89,620 hits

 

Şubat 2008
M T W T F S S
« Jan   Mar »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
2526272829  

UyaRı-yoRum

BLoğumuzdaki örnek müzik dosyaLarı, yazıLar, görüntüler yani her türLü mateRyâL, eğitim - öğretimde kuLLanıLmak üzere oluşturuLmuştur. Tamamen eğitim/payLaşım amaçLıdır. Hiçbir tecimseL kayGı güdüLmemektediR. İndirdiğiniz tüm dosyaLarı lütfen 24 saat içerisinde kaLıcı olarak biLgisayarınızdan siLiniz. Eğer 24 saat içerisinde siLmeyi onayLamıyorsanız lütfen dosyaLarı herhangi bir şekiLde kuLLanmayınız. İndirdiğiniz tüm dosyaLarı virüs taramasından geçiriniz. Ancak bu dosyaLarın kuLLanımından doğabiLecek herhangi bir aksakLık veya zaRar durumunda "bisgenWoRdpRess" sorumLuLuk kabul etmez. Bu bLogtan indirmiş oLduğunuz dosyaLar teLif hakLarıyLa korunmuş eserLerin digitaL kopyaLarıdır ve tanıtma-sevdirme-satınaLmayı özendirme amacıyLa koyuLmuştur-digitaL kopyaLar hiçbir zaman orjinaLLerin yerini /tadını tutamaz-ve 5651 sayılı kanunun 4.maddesi gereğine göre biLgisayarınızda 24 saatten fazLa tutmanız T.C. yasaLarına göre suç sayıLır. Bu duyurunun okunmasını /yayınLanmasını takiben, sitede bulunan içerikten ( ya da bağLantı sağLadığı başkasına ait içerikten ) ötürü tüm sorumLuLuk kuLLanıcıya ait oLacaktır. BLogda buLunan eserLeri temsiLe yetkiLi kişi / kurumLarın başvurusu haLinde isteği doğruLtusunda hareket ediLecektir. biSGen & eLviTodeLLa