Haziran, 2008 için arşiv

30
Jun
08

2008-anadolu lisesi öğretmen seçme sınavı soru ve cevapları

Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri, Spor Liseleri, Anadolu Liseleri Öğretmenlerinin Seçme Sınavı Soruları ve Cevap Anahtarı için şuRaya tıkLayın

30
Jun
08

2008-anadolu lisesi öğretmen seçme sınavı soru ve cevapları

Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri, Spor Liseleri, Anadolu Liseleri Öğretmenlerinin Seçme Sınavı Soruları ve Cevap Anahtarı için şuRaya tıkLayın

29
Jun
08

Abel Carlevaro-1918 – 2001 / Uruguay


Daha önce Abel Carlevaro ait birçok klasik gitar çalışmalar ı eklemiştik.Buda zevkle dinleyebileceğiniz bir albüm çalışması.

http://rapidshare.com/files/120715436/AC_20.rar

Müzik dolu günler..

29
Jun
08

Klasik Gitar Eğitimi(makele)

GİTAR EĞİTİMİ
Yrd. Doç. Ertan Birol

Gitar Eğitimine Genel Bakış:

Tarih boyunca gitar eğitimi üç unsurdan meydana gelmiştir: Teknik, deşifraj ve repertuar. İleri seviyedeki öğrencilere geçmeden önce yeni başlayanlar için bazı bilgileri vermek yerinde olur. Müziğe kendini kaptırmaya gönüllü olanların ilk bilmesi gereken şey özveridir. Müziği sadece vakit geçirmek veya eğlenmek için yapanların hiç bir zaman sanatlarıyla insanları doyurmaları mümkün olmamış, icralarının karşılığında sadece kuru bir tebessüm ile, ve belki de küçük bir alkışla yetinmek zorunda kalmışlardır. Gitar için özveride bulunmaya hazır kişi ne yazıktır ki pek de fazla değildir. Eğer siz buna hazırsanız ve büyük istek duyuyorsanız yapmanız, daha doğrusu uymanız gereken kurallar vardır.

- Kendinize, tam güvenebileceğiniz bir öğretmen bulun.
- Öğretmeninizin size tavsiyesi doğrultusunda, günü gününe ve eksiksiz çalışınız.
- Sesleri tam duyabilmek için, çalışmaya başlamadan önce telleri tam olarak akortlayınız.
- Ödevlerinizi sesli veya sessiz (konuşur gibi) okuyunuz.
- Okurken ve çalarken ağır bir tempoda, ritimleri doğru yaptığınızdan iyice emin olun.
- Metronom ile çalışmanızın size büyük yarar sağlayacağını unutmayın.
- Tellerinizi, sesler parlaklığını kaybettiği zaman muhakkak değiştiriniz.

Yeni Başlayanlar İçin:

Gitara başlangıç daima, genel pozisyonların tanıtımı ve sağ el ile başlanır. Pozisyon konusu iyi çalabilmenin temel koşuludur. Önce oturuş, bacakların açıklığı, sol ayağın altına veya bacak üstüne konacak yükselti, sol bacağın vücuda göre açısı ve öğrencinin yaşına ve boyuna göre yüksekliği, gitarın sol bacağa yerleştirilmesi, vücuda göre çalgının nasıl durması ve sapın yer düzlemine olan açısı, sağ kolu gitar üzerine yerleştirme, elin tellere yaklaşma açısı, sağ bileğin en serbest şekilde nasıl çalması gerektiği, sağ el parmaklarının tellere en verimli şekilde nasıl yaklaşması ve uzaklığı gibi konular iyice öğrenilmeden çalma işlemine başlamak yanlış olur.

Tırnak törpüleme meselesi öğretmenin öğrenciden duymak istediği ses kalitesi ve sağ el tekniği ile bağlantılıdır. Genelde öğretmenler kendi tarzlarını öğrenciye dikte ettiriyorlarsa da bu bana ters gelmektedir. Çünkü, tırnak yapısı, vücudun organik kimyasının herkese göre değişik olduğu, el becerisi, tırnak sertliği ve tırnağın kıvrılması gibi konuları düşünerek ideal pozisyon mantığından biraz uzaklaşmak, öğrencinin en iyi verimi nasıl alabileceğinin araştırılması gerekmektedir. Tele temasın 3 şekli olan, sadece parmak uçları ile, sadece tırnak ile ve tırnak-parmak ucu ile çalma tekniklerinden birini öğrencinin yapısına göre seçmek ( bu konu biraz zaman içerisinde olacaktır ), öğrenciyi bu şekilde yönlendirmek gerekir.

Sağ el başlangıç çalışmaları açık tellerde “dayıyarak” (apoyando) ve “çekerek” (tirando) tekniklerinin anlatımı ve küçük çalışmalar ile başlar. Bu noktada tek ses, arpej, 2 ses, 3 ses, 4 ses, 5 ve 6 sesli akorların nasıl çalınması gerektiği ( artikülasyon ) izah edilir ve tatbikat yaptırılır. Öncelikle şu konu iyi bilinmelidir ki ister dayıyarak, ister çekerek olsun iki teknikten de aynı kalitede ve volümde ses çıkmalıdır. Bu konu her ne kadar çok zamana gereksinim duysa da, öğrenci daima bunu ideal olarak almalı ve çalışmalarını, tırnak törpüleme şekline ve sağ el tekniğine dikkat ederek ve bu mantıkla yapmalıdır. Önemli olan sayfa ilerlemek değildir. Gitar gibi estetik değeri yüksek bir çalgıdan en güzel sesi ve müziği duyurabilmektir. Çoğu kişinin tuzağına düştüğü “hızlı çalınan parça gitaristin kalitesini gösterir mantığı” müziğe ve gitara saygısızlıktır. Eğer öyle olsaydı gitarist-besteciler ( Sor, Aguado, Giuliani, Carulli, Tarrega v.b.) hiç bir zaman ağır parçalar yazmazlardı. Hız konusu teknik ile doğru orantılı bir gelişme gösterir. Günü gününe ve sabırla yapılacak çalışmalar sizi hıza kendiliğinden ulaştırır.
Diğer bir konu da volüm meselesidir. Başlangıçta olan bir öğrenciden bunu istemek bazı sorunları beraberinde getirir. Müziği tam hakkı olan volüm ve nüansları ile çalması istendiğinde öğrencilerin çoğu sağ el pozisyonunu kaybetmekte ve o alışkanlıkla devam edip ilerde düzeltilmesi çok zor bir durum ortaya çıkmaktadır. Bunun için en az iki yıl düşük bir volümle ama sağ el pozisyonuna ve tuşeye dikkat ederek çalışmanızı öneririm.

Sağ el çalma pozisyonu ( tuşe ) konusunda söylenecek şeylerin başında elin kapalı olması, parmakların ayrık bir şekilde hareket etmemesi, küçük hareketler ile çalma, parmağın orta eklemini ( ikinci eklem ) kullanma, baş parmağın diğerlerinden ayrık durması, avuç içi yönünde hareket etmesinin önlenmesi ve tele dokunduğu zaman işaret parmağı üzerine düşecek şekilde çalması gelmektedir.

Sol el konusuna başlangıç için çok değişik fikirler mevcuttur. Tarihe baktığımız zaman büyük ustaların sol ele birinci pozisyondan başladığını görüyoruz. Örneğin Sor, Carulli, Aguado, Coste v.b. Burada şu fikirler ön plana çıkmaktadır: Öncelikle birinci pozisyondaki doğal sesleri öğreterek ve buna uygun pozisyon çalışması yaptırarak biran önce öğrenciye basit de olsa melodik birşeyler çaldırmak, dolayısı ile gitarın zorluklarını kamufle etmek, öğrenciyi gitara bağlamak. Bir diğer sistem beşinci veya yedinci pozisyondan başlayarak ( Kol açıklığı burada daha dar olduğu için ) önce pozisyon çalışması yaptırıp, sonra melodi çaldırma sistemidir. Bir diğer öğretme sistemi ise sol eli her bir telde, onikinci pozisyona kadar kromatik olarak çalıştırmaya yönelik sistemdir ki bunu Tarrega ekolüne bağlı olan Emilio Pujol’un metodunda görmekteyiz. Ayrıca gitara akorları öğretmekle başlayan öğretmenler de vardır. Savundukları nokta: ” Gitar akorlarla çalınan bir çalgı olduğu için sol eli hem buna hazırlamak, hem de kuvvetlendirmek için akorları öğreterek başlamak gerekir” diyerek ve öğrencinin daha sonra klasik, pop, caz müziğini tercihinde serbest kalmasını, böylece daha üretken olmasını temin gayesi gütmektedirler.

Hangi sistem olursa olsun değişmeyecek konuların başında sol elin daima tellere mümkün olduğu kadar yakın ve paralel durması, artikülasyonun ise küçük hareketlerle yapılması gelir. Sol elin tellere en yakın bir noktada ve açık olarak tutulması, her parmağın diğerlerinden bağımsız olarak hareket etmesi, parmakların yuvarlak bir şekilde ve bütün eklemlerden yardım alacak şekilde tele basması gerekir. Sadece en uç eklemden ( üçüncü eklem ) yardım alanların ilerki yıllarda çalacakları zorlu parçalarda nasıl başarısız oldukları malumdur.

Başlangıç safhasında karşılaşılan problemlerin biri de, 2 veya daha çok sesin aynı anda basılmasında öğrencinin karşılaştığı sorunlardır. Burada söz konusu olan parmakların senkronizasyonudur. Parmaklar bağımsız hareket etmeye başlayana kadar bu tarz çalışmalara devam etmek gerekmektedir. Sol el 3. ve 4. parmaklarının ayrılması ise birçoklarına göre sertlikle halledilecek bir şey gibi görünür. Halbuki gitarda ileri seviyelerdeki parçaları çalabilmek yumuşaklık ve elastikiyet gerektirdiğinden bu alışkanlığı daha yeni başlarken kazanmakta fayda vardır. Bunun için çok kontrollü ve el pozisyonlarına çok dikkat ederek mümkün olan en ağır bir tempoda çalışmak gerekir. Bu şekilde beynin ve parmakların, çalınması gereken notaları ve pozisyonları hafızaya almaları için ihtiyaç duydukları zaman verilmiş olur.

Yukarda anlattığım temel teknik konuları tatbik etmek için küçük melodik yapılar ile hazırlanan ve yeni başlayanlara malzeme niteliği taşıyan “GİTARA GİRİŞ” kitabından başlamayı, daha sonraki metotlara ( Sor, Aguado, Carulli, Giuliani, Coste v.b.) daha çabuk uyum ve teknik alt yapı için tavsiye ediyorum. Kitabın özelliği bilhassa 8-10 yaş grubu çocuklara sıkılmadan, ümitsizliğe düşmeden basit yapılarda temel teknikleri öğrenmeleri ve melodik yapılarda bunları tatbik etmelerine imkan vermek suretiyle, daha sonra başlanacak büyük ustaların eğitim metotlarına, etütlerine, repertuarlarına daha çabuk adapte olmalarını sağlamaktır.

İleri Seviyedeki Öğrenciler İçin:

Artık yeterli temel tekniğe sahip olduğunu düşüneceğimiz bu grup öğrencilere söylenecek çok az şey var. Günlük çalışmalarınızı, kaç saat çalışırsanız çalışınız, daima üçe bölün. Teknik, deşifraj, repertuar.

Teknik: Her müzisyenin gayesi olan iyi ve güzel müzik yapmak sadece parçaları çalışmakla mümkün olmamaktadır. Herşeyden önce ellerin, parmakların, vücudun, hatta beynin hazırlanması ve bunun için de öncelikle bu gayeye uygun egzersizleri veya çalışmaları yapmak, daha sonra uğraşılacak parçalara hazır hale getirmek gerekir.
Bu teknik hazırlık ana 9 gruptan meydana gelir. Bunlar: 1- Sağ el; 2- Sol el; 3- Gam; 4- Akor çalma ve “p”; 5- Arpej; 6- Akorsal arpej; 7- Bare; 8- Bağlılar; 9- 2 ses çalışmalarıdır.
İyi bir icracı için günlük çalışmalarda bu 9 bölümdeki çalışmaları eşit zaman ve dikkat harcıyarak yapmak, her gün geliştiğini görmek, sabırlı olmak çok önemlidir. “Gitar Tekniği – Günlük Formüller” kitabının önsözünde yazdığım gibi zaman ve ihtiyacı göz arkası etmeden 9 ana başlıktan herbirine ait bu formüllerden hergün değişik birkaçını alarak çalışmanızı öneririm. Bu şekilde kısa zaman periyotları içinde çok formül yapılmış olur.

Deşifraj: Günün gitaristinin sorunlarının en başında deşifraj, hızlı deşifraj, literatür eksikliği, hatta müzik ve gitar tarihi hakkında az şey bilmesi gelmektedir. 16.Y.Y.’dan günümüze yazılı olarak ulaşmış eserler, besteciler, devirlere ait özellikler, biçimler v.b. pek çok gitarist için karanlıkta kalmış konulardır. Bu meseleye çözüm ise, sistematik olarak deşifre yapmak ve öğretmeninizden gerekli bilgileri almanız olmalıdır. Deşifre edilen parça tam hızında, tam vurgusunda, tam müzikalitesinde olmayabilir. Ama kazanılacak şey, uzun vadede kendini gösterir. İlk yıllarda çok zorlu geçecek bu çalışmalar ile birkaç yıl sonra öğretmeninizin hata bulamayacağı bir deşifre yeteneğini geliştirebilirsiniz. Her hafta bir parça, veya bir sayfa ödev devri tarihe karışmıştır ve ne kadar çok parça deşifre ederseniz o kadar tekniğe, bilgiye, repertuara sahip olabilirsiniz.

Repertuar: Gitarda repertuar çalışmaları 2 ana bölümden meydana gelir. 1- Etütler; 2- Değişik dönemlere ait eserler.
Etütler, önceden yapmış olduğunuz ve ihtiyacınız olan teknik formülleri öğretici, pekiştirici küçük formda (etüt veya prelüd formu gibi) parçalara uygulayarak daha büyük formlara veya parçalara kendinizi hazırlamanızı sağlar. Bunlar çoğu kez konserlerinizde de kullanacağınız, aşırıya kaçmadan, dinleyiciyi sıkmadan ona teknik yeterliliğinizi göstereceğiniz parçalardır.
İlk defa ele aldığınız bir etüdü çok ağır bir tempoda, metronoma bağlı kalarak ve müziğinin gerektirdiği nüans ve anlatıma dikkat ederek çalışınız. Bu esnada sağ ve sol el duatelerine dikkat ediniz. Bu, elinizdeki edisyonun aynısını tatbik etmelisiniz demek değildir. Önceliği daima öğretmeninize veriniz. Yayındaki mantık dışı duate öğretmeniniz tarafından düzeltilecektir. Deşifre edip ezberlediğiniz bu etüdü artık kendi hızında, en temiz şekilde çalmak için hergün tekrar ederek istenen en üst noktaya çıkarınız ve etüt hangi teknik soruna cevap arıyorsa teknik çalışırken bu etüdü de çalınız.

Eserlere ait günlük çalışmalar, bir bütünü tamamlamaya yöneliktir. Bu şu demektir: Bir yıl içerisinde sınava, konsere veya başka bir performans icrası için hazırlanması gereken repertuar yılın başında öğretmen veya sizin tarafınızdan belirlenir ve günlük, haftalık, aylık çalışmalar buna göre ayarlanır. Herşeyi ile hazır parçayı hergün en az bir defa çalmak sizi yeniden hatırlama veya teknik sorunlardan kurtarır.

Eserlerin seçimi için şunu belirtmekte yarar vardır. İyi bir gitarist hiç bir zaman ” Ben bu besteciyi sevmiyorum ve çalmak istemiyorum” deme lüksüne sahip değildir. Düşünülmesi gereken dinleyicidir. Dinleyici gitaristten her çağa ait eserleri dinleyebilmelidir ve bu şekilde ancak gitarist hakkında gerçek bir fikre sahip olabilir. Gitarist parçayı ve ait olduğu çağı iyi anlamalı, bestecinin istediği herbir şeye saygılı olarak yansıtmalıdır. Sınavlardaki en dikkat çekici vasıf budur ve eğer gitarist her dönemi doğru yansıtıyorsa o, jüri gözünde en iyi öğrenci sayılır.

Yıllık program düşünülürken 16.YY, 17YY, 18.-19.YY, 20.YY ve etütler dikkatli ve öğrencinin seviyesine göre hazırlanmalıdır. Bazen karşılaştığımız şu soruna dikkatinizi çekerim: Teknik bakımdan hayli ileri bir öğrenci yeterli teorik ve müzik tarihine ait bilgilerle donanımlı olmadığı için örneğin bir 16.YY. parçasını bir Tarrega, bir Torroba gibi icra etmektedir. Bu, o müziği anlamadığını veya anlamak istemediğini ortaya koyar ki öğretmenlerin ikileme düştüğü zor durumların en önemlisidir. Gayet tabidir ki yetenekli öğrenciyi her öğretmen ister. Fakat onu yönlendirmek hem zor, hem de tehlikeli bir iştir. Zorluğu, isteneni hemen yapabilen bu öğrenciyi müzikal ve teorik bakımdan donatmak için verilen ödevlerden sıkılması, tehlikesi ise biraz duraklattığınız zaman gene sıkılıp gitarı terk edebilecek duruma gelmesidir. Genel bilgileri ve çalma ödevlerini paralel yürütmek zorunluluğu vardır.

Zaman faktörünü göz ardı etmeden ciddiyetle ve dikkatli sürdüreceğiniz çalışmalarda tüm öğretmen arkadaşlara ve gitarist adayı gençlere iyi çalışmalar dilerim.

Saygıdeğer hocamıza teşekkür ederiz.
29
Jun
08

Erhan Birol

1973 yılında İstanbul’da doğan Erhan Birol ilk müzik ve gitar eğitimine, Mimar Sinan Güzel Sanatlar üniversitesinde öğretim görevlisi olan babası, Ertan Birol ile küçük yaşlarda başlamıstır.
Daha sonra lise ve üniversite döneminde gitar çalışmalarını Bülent Ergüden ile sürdüren Erhan Birol, 1993 yılında 2 yıl okuduğu Yıldız Teknik üniversitesi Makine Mühendisliği’ni bırakıp, İstanbul üniversitesi Devlet Konservatuarı’na yarı zamanlı olarak girmiştir. Burada da Bülent Ergüden ile çalışmalarına devam etmiştir.
1994 yılında Bilkent üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları’nın sınavını kazanarak gitar bölümüne kabul edilmiş, “Bilkent Gitar üçlüsü” üyesi ve Bilkent Müzik Fakültesinde öğretim görevlisi olan Kürşad Terci’nin ögrencisi olmuştur.
Bunun yanısıra Bilkent Gitar üçlüsü üyeleri, Kağan Korad ve Soner Egesel ile çalışma imkanı bulmuştur. Bunun dışında Thomas Muller, Hobstock, Diaz, Celin Romero gibi gitarcıların kurslarına katılmıştır.

Öğretmenlik Tecrübeleri
Bilkent “Erken Egitim” programında eğitmen olarak görev almıştır.
İstanbul’da, Bakırköy Musiki Vakfı Gitar eğitmenliği.
Işık üniversitesi’nde gitar eğitmenliğiyapmıştır.
Şu anda Mimar Sinan Güzel Sanatlar üniversitesi Gitar Bölümü’nde eğitmen olarak çalışmaktadır.
Konser ve Etkinlikler
öğrenciliği sırasında solo ve oda müziği konserleri
2001 yılında Kamuran İnce şefliğinde besteci Turgut Pöğün’ün “4:4 Versus?” adlı oda müziği eserini Modern Müzik orkestrasıyla seslendirmiştir.
2001 yılında Turgut Pöğün’ün Yıldız Teknik üniversitesi gitar bestesi yarışmasında ikincilik ödülü alan “Makine Bozuluyor mu?” adlı eserlerini seslendirmiştir.
2004 yılında besteci Eray Altınbüke’ nin çello, kemençe ve gitar için yazılmış olan “Kumdaki Kan” adlı eserini seslendirmiştir.
2004 yılında Akbank Kültür Sanat Merkezi’ nde fülütçü Elif Yurdakul ve Metin ülkü ile konser vermiştir.
2004 yılında Hakan Şensoy ile keman gitar resital vermiştir.
2005 yılında Bilgi üniversitesi’nde Şair Ahmet Altınel’ i anma günü dolayısı ile düzenlenen konserde Mustafa Tınç’ın şan, piyano ve gitar için yazdığı “Bütün Olanları Bırakın” adlı eserini seslendirmiştir.
2005 yılında Ece İdil ile Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde Şangitar konseri vermiştir.
2005 Kasım Aralık aylarında, çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’ ın isteği üzerine,Ankara’ da 30′ u aşkın okulda konserler dizisi yapmıştır.
2006 yılı Eylül ayında Galta Perform’ un görünürlük Projesi içinde Mustafa Tınç’ın “Tiyatrolu Müzik, Sahnede söylenmeyenler” adlı eserini seslendirmiştir.
2006 yılı Ekim ayında Ece İdil ile Şan Gitar Tekne Konseri
2006 yılı Kasım ayında Galata Manzara kafe’de Ece İdil ile Şan Gitar dinletisi.
2006 yılı Aralık ayında Akdeniz çağdaş Müzik festivalinde besteci Özge Gülbey’in “Tres referencias al musica” adlı eserini Piyanist Metin Ülkü ile seslendirmiştir.
2007 yılı Ocak ayında Galata Perform sahnesinde Mustafa Tınç’ın “Tiyatrolu Müzik, Sahnede sÖylenmeyenler” adlı eserini seslendirmiştir.
2007 yılında Duoist’i Tolgahan Çoğulu ile birlikte kurmuştur ve
Duoist üyesi olarak konserlere devam etmektedir.

Kişisel kayıt:

Video:

Daha fazlası:

29
Jun
08

Ali Püsküllüoğlu son yolculuğuna uğurlandı

73 yaşında hayatını kaybeden, dilbilimci, şair ve edebiyatçı Ali Püsküllüoğlu son yolculuğuna uğurlandı. Püsküllüoğlu, 20’den fazla Türkçe sözlük yayımlamıştı.

Dün akşam evinde vefat eden yazar ve şair Ali Püsküllüoğlu için Küçükesat Camisi’nde düzenlenen cenaze törenine, eşi Yurdanur ve oğlu Anı Püsküllüoğlu, Türk Dil Kurumu Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Prof.Dr. Yalçın Küçük, şair Ahmet Telli, yazar Ali Balkız, Püsküllüoğlu’nun kurucusu olduğu Edebiyatçılar Derneği ile Dil Derneği’nin yöneticileri, edebiyatçılar ve sanatçılar katıldı. Törene yazar Yaşar Kemal de çelenk gönderdi. Ali Püsküllüoğlu, öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Gölbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Ali Püsküllüoğlu, 1 Ocak 1935 tarihinde Adana’nın Kadirli ilçesinde dünyaya geldi. Ailesi çiftçi olan Püsküllüoğlu, ilk ve orta öğrenimini Kadirli’de tamamladı. Ali Püsküllüoğlu, Mersin Lisesi’nde sürdürdüğü öğrenimini, sağlığı nedeniyle yarıda bırakarak Kadirli, Adana ve İstanbul’da değişik işlerde çalıştı. Püsküllüoğlu, çiftçilik, gazete satıcılığı, sinema biletçiliği, avukat yazmanlığı, gazetecilik ve yayımcılık yaptı.İstanbul’da, 1959 yılında Çevre Yayınevi’ni kuran Püsküllüoğlu, Kadirli’de “Karacaoğlan” adlı bir haftalık bir gazete çıkardı. 1960-1983 yılları arasında Türk Dil Kurumu’nda Yayın ve Tanıtma Kolu Uzmanı olarak çalışan Püsküllüoğlu, kurumdan 1983 yılında istifa etti ve bir süre sonra da emekli oldu.Ankara Radyosu’nda “Kitap Saati”, Türkiye Radyoları’nda Türk Dil Kurumu adına “Arı Dile Doğru”, “Ana Dilimiz”, “Öz Dilimiz” programlarını hazırlayan Püsküllüoğlu, Türkiye Radyoları’nda her akşam olmak üzere 1 yıl süreyle yayımlanan “Atatürk’ün Söylev”ini ilk kez bugünün diline aktararak sunanlar arasındaydı.Ulus ve Halkçı gazetelerinin haftalık sanat-edebiyat sayfasını yöneten Püsküllüoğlu, şiir dergisi Yusufçuk’u çıkardı. “Türk Dili” dergisinin yazı kurullarında da yer alan Püsküllüoğlu, “Çağdaş Türk Dili” dergisinin kurulmasına önayak oldu ve bir süre derginin genel yayın yönetmenliğini üstlendi.Türk edebiyatının çalışkan şairleri arasında bulunan Ali Püsküllüoğlu, Ülkü Tamer, Turgut Uyar ve Edip Cansever şiirlerine benzer özellikler taşıyan ilk şiirleriyle “İkinci Yeni” şiirinin ölçülü, dengeli bir şairi olarak görüldü. 1970 sonrasında tümüyle yeni bir şiire yönelen Püsküllüoğlu, toplumsal olgu ve olaylarını ele aldı. Püsküllüoğlu, şiirlerinde yer yer Behçet Necatigil’in “kırık dize” yapısını da uyguladı.“Mağara/Dağ Başı” adlı radyo oyunu Türkiye Radyoları’nda, İngilizceden çevirdiği tek perdelik oyunlar Türk Dili dergisinde yayımlanan Püsküllüoğlu, “Pembe Beyaz”, “Aydınlık İçinde”, “Karanfilli Saksı”, “Uzun Atlar Denizi”, “Sırtımızda Kızgın Güneş”, “Unutma Onları”, “Yaz ve Yağmur”, “Gül Sevgili Yurdum” ve “Babadat (Toplu Şiirler)” adlı şiir kitaplarını çıkardı.Ozanlığının yanı sıra dil ve sözlük alanındaki çalışmalarıyla da kendini kabul ettiren Püsküllüoğlu, sözlük çalışmalarına 1963’te başladı ve ilk sözlüğü “Öz Türkçe Sözlük” 1966 yılında yayımlandı. Püsküllüoğlu’nun 40 yılı aşan bir süre içinde 20’yi aşan sayıda ve çeşitli boyutta sözlükleri yayımlandı. Bunların ve şiir kitaplarının birçok baskısı yapıldı.Püsküllüoğlu, “Nasrettin Hoca” ile 1981 yılında Türk Dil Kurumu Çocuk Yazını Ödülü’nü, “Gül Sevgili Yurdum” ile 1983’te Toprak Şiir Ödülü’nü ve “Zamansız” isimli dosyasıyla 2005 yılında Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü kazandı.
“DİL DERNEĞİ’Nİ, 21 YIL ÖNCE BİRLİKTE KURDUK”
Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel, şair, dilbilimci ve edebiyatçı Ali Püsküllüoğlu’nun vefatıyla ilgili, “Hem değerli bir dostumuzu, ağabeyimizi hem de gerçekten Türkçeye emek veren en çalışkan ustalardan birini yitirdik” dedi.Özel, Ali Püsküllüoğlu ile yıllardır birlikte çalıştıklarını anımsattı. Dil Derneği’ni, 21 yıl önce birlikte kurduklarını anlatan Özel, Püsküllüoğlu ile aynı ilkelere sahip olduklarını ve Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk devrimine aynı bağlılığı duyduklarını söyledi. Özel, Püsküllüoğlu’nun vefatından duyduğu üzüntüyü de, “Hem el ele olduğumuz bir dostumuzu, bir ağabeyimizi hem de Türkçeye gerçekten emek veren en çalışkan ustalarından birini yitirdik” sözleriyle dile getirdi.Püsküllüoğlu’nun sağlık sorunlarına rağmen durmadan, dinlenmeden çalıştığını belirten Özel, “Onunla Dil Derneği’nin kuruluşunda birtakım zorlukları birlikte göğüsledik. Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nda da yıllarca birlikte çalışmıştık. Bu gönül, ilke birliğimiz, devrimci duruşumuz hiç değişmedi” diye konuştu.Ali Püsküllüoğlu’nu kaybetmekten dolayı derin üzüntü duyduklarını ifade eden Özel, “Çok değerli bir ağabeyimi kaybettim, çok üzgünüm. O’nu düşünceleriyle, ilkeleriyle yaşatmayı sürdüreceğiz” dedi.
TÜRK DİL KURUMU, BAŞSAĞLIĞI MESAJI YAYIMLADI
Türk Dil Kurumu (TDK), şair, edebiyatçı ve dilbilimci Ali Püsküllüoğlu’nun vefatı nedeniyle başsağlığı mesajı yayımladı. TDK’nın mesajında şöyle denildi:“Sözlükçülük alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ali Püsküllüoğlu’nu yitirmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyiz. 1960-83 yılları arasında yayın ve tanıtma kolu uzmanı olarak kurumumuzda görev yapmış ve 1981 yılında da “Nasrettin Hoca” isimli kitabı ile Türk Dil Kurumu Çocuk Yazını Ödülü’nü kazanmış olan Püsküllüoğlu’na Tanrı’dan rahmet, yakınlarına, dostlarına ve okuyucularına başsağlığı diliyoruz.”

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI: “BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUM”

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, dilbilimci, şair ve edebiyatçı Ali Püsküllüoğlu’nun yaşamı boyunca Türkçenin korunması ve gelişmesi için çaba gösterdiğini belirtti. Günay, Ali Püsküllüoğlu’nun vefatı nedeniyle yayınladığı mesajda şunları kaydetti:“Yaşamı boyunca Türkçenin korunması ve gelişmesi için çaba gösteren değerli şair ve yazar Ali Püsküllüoğlu’nun vefatından büyük üzüntü duydum. Şairliğinin yanı sıra dil ve sözlük çalışmalarıyla Türk edebiyatına unutulmaz hizmetlerde bulunan Ali Püsküllüoğlu, daima saygı ve takdirle anılacaktır. Türkçenin büyük ustası Ali Püsküllüoğlu’na Allah’tan rahmet, ailesine ve edebiyat dünyamıza baş sağlığı dilerim.

”BAŞSAĞLIĞI MESAJLARı

Metin Celal: Türkiye çok önemli bir dil işçisini, dil adamını kaybettiAli Püsküllüoğlu için “Türkiye’nin en kıymetli dil bilimcilerinden. Önemli bir şair, yazar” diyen Metin Celal, “Bu anlamda Türkiye çok önemli bir dil işçisini, dil adamını kaybetti. Türk edebiyatçılarının başı sağ olsun” dedi.

Nedim Gürsel: Türkiye için ve okurları için büyük bir kayıp“Ben Püsküllüoğlu’nu yıllar önce şahsen de tanıdım. İnsan olarak gerçekten hoş, dost canlısı, her türlü düşünceye açık biriydi. Sözlük çalışmalarından kendi adıma yararlandığımı da söyleyebilirim. Yalnızca Öz Türkçe Sözlüğü’nden değil; onun daha az bilinen bir Yaşar Kemal Sözlüğü çalışması vardır. Yaşar Kemal’in yapıtlarında kullandığı yerel sözcüklerin bir derlemesidir, Püsküllüoğlu’nun çalışması. Bir Geçiş Dönemi Romancısı kitabımı yazarken bana yardımcı oldu, hatta kitapta konuya bir bölüm bile ayırdım” Nedim Gürsel, “Büyük kayıp, üzüldüm. Bu sabah öğrendim. Türkiye için ve okurları için büyük bir kayıp” ifadesini kullandı.

Mario Levi: Yapıtlarıyla yaşamaya devam edecek“Ali Püsküllüoğlu benim için öncelikle, Türk diline çok büyük katkıda bulunmuş bir insan olarak, hem benim tarihimde, hem de bu ülkenin tarihinde yer alacak. Bu anlamda, bu dile çalışmalarıyla çok büyük bir katkıda bulunduğunu söyleyebilirim” diyen Mario Levi, “Bana sorarsanız Mustafa Kemal’in devrimlerinin en önemlisi dil devrimiydi. Kimliğimizi bulmamız açısından en önemli devrimdi bu. Ali Püsküllüoğlu da yaptıklarıyla, bu devrime katkıda bulunan, bu devrimin neferlerinden olan bir insandı. Yaptıklarıyla, çalışmalarıyla çok önemli katkılarda. Benim için en önemli tarafı buydu, ve bu olarak kalacak. Bir de geride bırakılan yapıtlarla hayatta kalmak vardır. Bizim Ali Püsküllüoğlu’nun geride bıraktıklarına bakmamız ve onun yaptıklarından yararlanmamız için daha çok zamanımız olacak. O biraz da, her büyük insan gibi, yapıtlarıyla yaşamaya devam edecek” dedi.
Ntv

Blog ailesi olarak Püsküllüoğlu ailesine başsağlığı diliyoruz.

saygılarmla

elvitodella
29
Jun
08

Tüm zamanların en iyi ve en kötü cover şarkıları

Total Guitar dergisinin, uzmanların oylarıyla oluşturduğu listede, Celine Dion’un “You Shook Me All Night Long” yorumu en kötü cover seçildi. En iyi cover ise, Jimi Hendrix’in Bob Dylan’ın “All Along the Watchtower” şarkısındaki yorumu oldu.

Cover yapmanın moda olduğu müzik piyasası, sadece Türkiye’yle sınırlı değil. Dünyada da birçok örnekleri olan cover yapma durumu söyleyecek şarkıcı ya da grup için risk taşısa da müzisyenler bundan vazgeçmiyor.
Daha önce sevilen ve o kişi ya da grupla özdeşleşen şarkıların, yine yeni yeniden yapılıp başka seslerde söylenmesi ve bir parça da farklılaştırılması, kimi zaman şarkının aslını aratırken kimi zaman da ilk halinden çok daha güzel olabiliyor.

Tüm zamanların en iyi ve en kötü cover’ları listesi anketinde Celine Dion, AC/DC’nin “You Shook Me All Nıght Long” şarkısıyla en kötü cover seçildi. Ancak Bob Dylan’ın “All Along the Watchtower” şarkısının Jimi Hendrix yorumuysa müzikseverlerden tam not alarak, en iyi cover seçildi.

İşte müzik uzmanlarının seçtiği tüm zamanların en iyi ve kötü cover’lar:

EN KÖTÜ COVER’LAR

1. Celine Dion, You Shook Me All Night Long (AC/DC)
2. Girls Aloud/Sugababes, Walk This Way (Run DMC and Aerosmith)
3. Westlife, More Than Words (Extreme)
4. Will Young, Light My Fire (The Doors)
5. The Mike Flowers Pops, Wonderwall (Oasis)

EN İYİ COVER’LAR

1. Jimi Hendrix, All Along The Watchtower (Bob Dylan)
2. The Beatles, Twist And Shout (The Top Notes)
3. Guns N’ Roses, Live And Let Die (Wings)
4. Nirvana, The Man Who Sold the World (David Bowie)
5. Muse, Feeling Good (Anthony Newley and Leslie Bricusse)

Bu haber NTV haber sayfasından çalınmıştır.Bu sıralamayı yapan Müzik Uzmanları kimdir, bilinmiyor.Bulanların en yakın biSGen – eLvitodeLLa blog şubesine göndermeleri rica olunur.
saygılarımla
elvitodella

29
Jun
08

Klasik Gitar Eğitimi(makele)

GİTAR EĞİTİMİ
Yrd. Doç. Ertan Birol

Gitar Eğitimine Genel Bakış:

Tarih boyunca gitar eğitimi üç unsurdan meydana gelmiştir: Teknik, deşifraj ve repertuar. İleri seviyedeki öğrencilere geçmeden önce yeni başlayanlar için bazı bilgileri vermek yerinde olur. Müziğe kendini kaptırmaya gönüllü olanların ilk bilmesi gereken şey özveridir. Müziği sadece vakit geçirmek veya eğlenmek için yapanların hiç bir zaman sanatlarıyla insanları doyurmaları mümkün olmamış, icralarının karşılığında sadece kuru bir tebessüm ile, ve belki de küçük bir alkışla yetinmek zorunda kalmışlardır. Gitar için özveride bulunmaya hazır kişi ne yazıktır ki pek de fazla değildir. Eğer siz buna hazırsanız ve büyük istek duyuyorsanız yapmanız, daha doğrusu uymanız gereken kurallar vardır.

- Kendinize, tam güvenebileceğiniz bir öğretmen bulun.
- Öğretmeninizin size tavsiyesi doğrultusunda, günü gününe ve eksiksiz çalışınız.
- Sesleri tam duyabilmek için, çalışmaya başlamadan önce telleri tam olarak akortlayınız.
- Ödevlerinizi sesli veya sessiz (konuşur gibi) okuyunuz.
- Okurken ve çalarken ağır bir tempoda, ritimleri doğru yaptığınızdan iyice emin olun.
- Metronom ile çalışmanızın size büyük yarar sağlayacağını unutmayın.
- Tellerinizi, sesler parlaklığını kaybettiği zaman muhakkak değiştiriniz.

Yeni Başlayanlar İçin:

Gitara başlangıç daima, genel pozisyonların tanıtımı ve sağ el ile başlanır. Pozisyon konusu iyi çalabilmenin temel koşuludur. Önce oturuş, bacakların açıklığı, sol ayağın altına veya bacak üstüne konacak yükselti, sol bacağın vücuda göre açısı ve öğrencinin yaşına ve boyuna göre yüksekliği, gitarın sol bacağa yerleştirilmesi, vücuda göre çalgının nasıl durması ve sapın yer düzlemine olan açısı, sağ kolu gitar üzerine yerleştirme, elin tellere yaklaşma açısı, sağ bileğin en serbest şekilde nasıl çalması gerektiği, sağ el parmaklarının tellere en verimli şekilde nasıl yaklaşması ve uzaklığı gibi konular iyice öğrenilmeden çalma işlemine başlamak yanlış olur.

Tırnak törpüleme meselesi öğretmenin öğrenciden duymak istediği ses kalitesi ve sağ el tekniği ile bağlantılıdır. Genelde öğretmenler kendi tarzlarını öğrenciye dikte ettiriyorlarsa da bu bana ters gelmektedir. Çünkü, tırnak yapısı, vücudun organik kimyasının herkese göre değişik olduğu, el becerisi, tırnak sertliği ve tırnağın kıvrılması gibi konuları düşünerek ideal pozisyon mantığından biraz uzaklaşmak, öğrencinin en iyi verimi nasıl alabileceğinin araştırılması gerekmektedir. Tele temasın 3 şekli olan, sadece parmak uçları ile, sadece tırnak ile ve tırnak-parmak ucu ile çalma tekniklerinden birini öğrencinin yapısına göre seçmek ( bu konu biraz zaman içerisinde olacaktır ), öğrenciyi bu şekilde yönlendirmek gerekir.

Sağ el başlangıç çalışmaları açık tellerde “dayıyarak” (apoyando) ve “çekerek” (tirando) tekniklerinin anlatımı ve küçük çalışmalar ile başlar. Bu noktada tek ses, arpej, 2 ses, 3 ses, 4 ses, 5 ve 6 sesli akorların nasıl çalınması gerektiği ( artikülasyon ) izah edilir ve tatbikat yaptırılır. Öncelikle şu konu iyi bilinmelidir ki ister dayıyarak, ister çekerek olsun iki teknikten de aynı kalitede ve volümde ses çıkmalıdır. Bu konu her ne kadar çok zamana gereksinim duysa da, öğrenci daima bunu ideal olarak almalı ve çalışmalarını, tırnak törpüleme şekline ve sağ el tekniğine dikkat ederek ve bu mantıkla yapmalıdır. Önemli olan sayfa ilerlemek değildir. Gitar gibi estetik değeri yüksek bir çalgıdan en güzel sesi ve müziği duyurabilmektir. Çoğu kişinin tuzağına düştüğü “hızlı çalınan parça gitaristin kalitesini gösterir mantığı” müziğe ve gitara saygısızlıktır. Eğer öyle olsaydı gitarist-besteciler ( Sor, Aguado, Giuliani, Carulli, Tarrega v.b.) hiç bir zaman ağır parçalar yazmazlardı. Hız konusu teknik ile doğru orantılı bir gelişme gösterir. Günü gününe ve sabırla yapılacak çalışmalar sizi hıza kendiliğinden ulaştırır.
Diğer bir konu da volüm meselesidir. Başlangıçta olan bir öğrenciden bunu istemek bazı sorunları beraberinde getirir. Müziği tam hakkı olan volüm ve nüansları ile çalması istendiğinde öğrencilerin çoğu sağ el pozisyonunu kaybetmekte ve o alışkanlıkla devam edip ilerde düzeltilmesi çok zor bir durum ortaya çıkmaktadır. Bunun için en az iki yıl düşük bir volümle ama sağ el pozisyonuna ve tuşeye dikkat ederek çalışmanızı öneririm.

Sağ el çalma pozisyonu ( tuşe ) konusunda söylenecek şeylerin başında elin kapalı olması, parmakların ayrık bir şekilde hareket etmemesi, küçük hareketler ile çalma, parmağın orta eklemini ( ikinci eklem ) kullanma, baş parmağın diğerlerinden ayrık durması, avuç içi yönünde hareket etmesinin önlenmesi ve tele dokunduğu zaman işaret parmağı üzerine düşecek şekilde çalması gelmektedir.

Sol el konusuna başlangıç için çok değişik fikirler mevcuttur. Tarihe baktığımız zaman büyük ustaların sol ele birinci pozisyondan başladığını görüyoruz. Örneğin Sor, Carulli, Aguado, Coste v.b. Burada şu fikirler ön plana çıkmaktadır: Öncelikle birinci pozisyondaki doğal sesleri öğreterek ve buna uygun pozisyon çalışması yaptırarak biran önce öğrenciye basit de olsa melodik birşeyler çaldırmak, dolayısı ile gitarın zorluklarını kamufle etmek, öğrenciyi gitara bağlamak. Bir diğer sistem beşinci veya yedinci pozisyondan başlayarak ( Kol açıklığı burada daha dar olduğu için ) önce pozisyon çalışması yaptırıp, sonra melodi çaldırma sistemidir. Bir diğer öğretme sistemi ise sol eli her bir telde, onikinci pozisyona kadar kromatik olarak çalıştırmaya yönelik sistemdir ki bunu Tarrega ekolüne bağlı olan Emilio Pujol’un metodunda görmekteyiz. Ayrıca gitara akorları öğretmekle başlayan öğretmenler de vardır. Savundukları nokta: ” Gitar akorlarla çalınan bir çalgı olduğu için sol eli hem buna hazırlamak, hem de kuvvetlendirmek için akorları öğreterek başlamak gerekir” diyerek ve öğrencinin daha sonra klasik, pop, caz müziğini tercihinde serbest kalmasını, böylece daha üretken olmasını temin gayesi gütmektedirler.

Hangi sistem olursa olsun değişmeyecek konuların başında sol elin daima tellere mümkün olduğu kadar yakın ve paralel durması, artikülasyonun ise küçük hareketlerle yapılması gelir. Sol elin tellere en yakın bir noktada ve açık olarak tutulması, her parmağın diğerlerinden bağımsız olarak hareket etmesi, parmakların yuvarlak bir şekilde ve bütün eklemlerden yardım alacak şekilde tele basması gerekir. Sadece en uç eklemden ( üçüncü eklem ) yardım alanların ilerki yıllarda çalacakları zorlu parçalarda nasıl başarısız oldukları malumdur.

Başlangıç safhasında karşılaşılan problemlerin biri de, 2 veya daha çok sesin aynı anda basılmasında öğrencinin karşılaştığı sorunlardır. Burada söz konusu olan parmakların senkronizasyonudur. Parmaklar bağımsız hareket etmeye başlayana kadar bu tarz çalışmalara devam etmek gerekmektedir. Sol el 3. ve 4. parmaklarının ayrılması ise birçoklarına göre sertlikle halledilecek bir şey gibi görünür. Halbuki gitarda ileri seviyelerdeki parçaları çalabilmek yumuşaklık ve elastikiyet gerektirdiğinden bu alışkanlığı daha yeni başlarken kazanmakta fayda vardır. Bunun için çok kontrollü ve el pozisyonlarına çok dikkat ederek mümkün olan en ağır bir tempoda çalışmak gerekir. Bu şekilde beynin ve parmakların, çalınması gereken notaları ve pozisyonları hafızaya almaları için ihtiyaç duydukları zaman verilmiş olur.

Yukarda anlattığım temel teknik konuları tatbik etmek için küçük melodik yapılar ile hazırlanan ve yeni başlayanlara malzeme niteliği taşıyan “GİTARA GİRİŞ” kitabından başlamayı, daha sonraki metotlara ( Sor, Aguado, Carulli, Giuliani, Coste v.b.) daha çabuk uyum ve teknik alt yapı için tavsiye ediyorum. Kitabın özelliği bilhassa 8-10 yaş grubu çocuklara sıkılmadan, ümitsizliğe düşmeden basit yapılarda temel teknikleri öğrenmeleri ve melodik yapılarda bunları tatbik etmelerine imkan vermek suretiyle, daha sonra başlanacak büyük ustaların eğitim metotlarına, etütlerine, repertuarlarına daha çabuk adapte olmalarını sağlamaktır.

İleri Seviyedeki Öğrenciler İçin:

Artık yeterli temel tekniğe sahip olduğunu düşüneceğimiz bu grup öğrencilere söylenecek çok az şey var. Günlük çalışmalarınızı, kaç saat çalışırsanız çalışınız, daima üçe bölün. Teknik, deşifraj, repertuar.

Teknik: Her müzisyenin gayesi olan iyi ve güzel müzik yapmak sadece parçaları çalışmakla mümkün olmamaktadır. Herşeyden önce ellerin, parmakların, vücudun, hatta beynin hazırlanması ve bunun için de öncelikle bu gayeye uygun egzersizleri veya çalışmaları yapmak, daha sonra uğraşılacak parçalara hazır hale getirmek gerekir.
Bu teknik hazırlık ana 9 gruptan meydana gelir. Bunlar: 1- Sağ el; 2- Sol el; 3- Gam; 4- Akor çalma ve “p”; 5- Arpej; 6- Akorsal arpej; 7- Bare; 8- Bağlılar; 9- 2 ses çalışmalarıdır.
İyi bir icracı için günlük çalışmalarda bu 9 bölümdeki çalışmaları eşit zaman ve dikkat harcıyarak yapmak, her gün geliştiğini görmek, sabırlı olmak çok önemlidir. “Gitar Tekniği – Günlük Formüller” kitabının önsözünde yazdığım gibi zaman ve ihtiyacı göz arkası etmeden 9 ana başlıktan herbirine ait bu formüllerden hergün değişik birkaçını alarak çalışmanızı öneririm. Bu şekilde kısa zaman periyotları içinde çok formül yapılmış olur.

Deşifraj: Günün gitaristinin sorunlarının en başında deşifraj, hızlı deşifraj, literatür eksikliği, hatta müzik ve gitar tarihi hakkında az şey bilmesi gelmektedir. 16.Y.Y.’dan günümüze yazılı olarak ulaşmış eserler, besteciler, devirlere ait özellikler, biçimler v.b. pek çok gitarist için karanlıkta kalmış konulardır. Bu meseleye çözüm ise, sistematik olarak deşifre yapmak ve öğretmeninizden gerekli bilgileri almanız olmalıdır. Deşifre edilen parça tam hızında, tam vurgusunda, tam müzikalitesinde olmayabilir. Ama kazanılacak şey, uzun vadede kendini gösterir. İlk yıllarda çok zorlu geçecek bu çalışmalar ile birkaç yıl sonra öğretmeninizin hata bulamayacağı bir deşifre yeteneğini geliştirebilirsiniz. Her hafta bir parça, veya bir sayfa ödev devri tarihe karışmıştır ve ne kadar çok parça deşifre ederseniz o kadar tekniğe, bilgiye, repertuara sahip olabilirsiniz.

Repertuar: Gitarda repertuar çalışmaları 2 ana bölümden meydana gelir. 1- Etütler; 2- Değişik dönemlere ait eserler.
Etütler, önceden yapmış olduğunuz ve ihtiyacınız olan teknik formülleri öğretici, pekiştirici küçük formda (etüt veya prelüd formu gibi) parçalara uygulayarak daha büyük formlara veya parçalara kendinizi hazırlamanızı sağlar. Bunlar çoğu kez konserlerinizde de kullanacağınız, aşırıya kaçmadan, dinleyiciyi sıkmadan ona teknik yeterliliğinizi göstereceğiniz parçalardır.
İlk defa ele aldığınız bir etüdü çok ağır bir tempoda, metronoma bağlı kalarak ve müziğinin gerektirdiği nüans ve anlatıma dikkat ederek çalışınız. Bu esnada sağ ve sol el duatelerine dikkat ediniz. Bu, elinizdeki edisyonun aynısını tatbik etmelisiniz demek değildir. Önceliği daima öğretmeninize veriniz. Yayındaki mantık dışı duate öğretmeniniz tarafından düzeltilecektir. Deşifre edip ezberlediğiniz bu etüdü artık kendi hızında, en temiz şekilde çalmak için hergün tekrar ederek istenen en üst noktaya çıkarınız ve etüt hangi teknik soruna cevap arıyorsa teknik çalışırken bu etüdü de çalınız.

Eserlere ait günlük çalışmalar, bir bütünü tamamlamaya yöneliktir. Bu şu demektir: Bir yıl içerisinde sınava, konsere veya başka bir performans icrası için hazırlanması gereken repertuar yılın başında öğretmen veya sizin tarafınızdan belirlenir ve günlük, haftalık, aylık çalışmalar buna göre ayarlanır. Herşeyi ile hazır parçayı hergün en az bir defa çalmak sizi yeniden hatırlama veya teknik sorunlardan kurtarır.

Eserlerin seçimi için şunu belirtmekte yarar vardır. İyi bir gitarist hiç bir zaman ” Ben bu besteciyi sevmiyorum ve çalmak istemiyorum” deme lüksüne sahip değildir. Düşünülmesi gereken dinleyicidir. Dinleyici gitaristten her çağa ait eserleri dinleyebilmelidir ve bu şekilde ancak gitarist hakkında gerçek bir fikre sahip olabilir. Gitarist parçayı ve ait olduğu çağı iyi anlamalı, bestecinin istediği herbir şeye saygılı olarak yansıtmalıdır. Sınavlardaki en dikkat çekici vasıf budur ve eğer gitarist her dönemi doğru yansıtıyorsa o, jüri gözünde en iyi öğrenci sayılır.

Yıllık program düşünülürken 16.YY, 17YY, 18.-19.YY, 20.YY ve etütler dikkatli ve öğrencinin seviyesine göre hazırlanmalıdır. Bazen karşılaştığımız şu soruna dikkatinizi çekerim: Teknik bakımdan hayli ileri bir öğrenci yeterli teorik ve müzik tarihine ait bilgilerle donanımlı olmadığı için örneğin bir 16.YY. parçasını bir Tarrega, bir Torroba gibi icra etmektedir. Bu, o müziği anlamadığını veya anlamak istemediğini ortaya koyar ki öğretmenlerin ikileme düştüğü zor durumların en önemlisidir. Gayet tabidir ki yetenekli öğrenciyi her öğretmen ister. Fakat onu yönlendirmek hem zor, hem de tehlikeli bir iştir. Zorluğu, isteneni hemen yapabilen bu öğrenciyi müzikal ve teorik bakımdan donatmak için verilen ödevlerden sıkılması, tehlikesi ise biraz duraklattığınız zaman gene sıkılıp gitarı terk edebilecek duruma gelmesidir. Genel bilgileri ve çalma ödevlerini paralel yürütmek zorunluluğu vardır.

Zaman faktörünü göz ardı etmeden ciddiyetle ve dikkatli sürdüreceğiniz çalışmalarda tüm öğretmen arkadaşlara ve gitarist adayı gençlere iyi çalışmalar dilerim.

Saygıdeğer hocamıza teşekkür ederiz.
29
Jun
08

Erhan Birol

1973 yılında İstanbul’da doğan Erhan Birol ilk müzik ve gitar eğitimine, Mimar Sinan Güzel Sanatlar üniversitesinde öğretim görevlisi olan babası, Ertan Birol ile küçük yaşlarda başlamıstır.
Daha sonra lise ve üniversite döneminde gitar çalışmalarını Bülent Ergüden ile sürdüren Erhan Birol, 1993 yılında 2 yıl okuduğu Yıldız Teknik üniversitesi Makine Mühendisliği’ni bırakıp, İstanbul üniversitesi Devlet Konservatuarı’na yarı zamanlı olarak girmiştir. Burada da Bülent Ergüden ile çalışmalarına devam etmiştir.
1994 yılında Bilkent üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları’nın sınavını kazanarak gitar bölümüne kabul edilmiş, “Bilkent Gitar üçlüsü” üyesi ve Bilkent Müzik Fakültesinde öğretim görevlisi olan Kürşad Terci’nin ögrencisi olmuştur.
Bunun yanısıra Bilkent Gitar üçlüsü üyeleri, Kağan Korad ve Soner Egesel ile çalışma imkanı bulmuştur. Bunun dışında Thomas Muller, Hobstock, Diaz, Celin Romero gibi gitarcıların kurslarına katılmıştır.

Öğretmenlik Tecrübeleri
Bilkent “Erken Egitim” programında eğitmen olarak görev almıştır.
İstanbul’da, Bakırköy Musiki Vakfı Gitar eğitmenliği.
Işık üniversitesi’nde gitar eğitmenliğiyapmıştır.
Şu anda Mimar Sinan Güzel Sanatlar üniversitesi Gitar Bölümü’nde eğitmen olarak çalışmaktadır.
Konser ve Etkinlikler
öğrenciliği sırasında solo ve oda müziği konserleri
2001 yılında Kamuran İnce şefliğinde besteci Turgut Pöğün’ün “4:4 Versus?” adlı oda müziği eserini Modern Müzik orkestrasıyla seslendirmiştir.
2001 yılında Turgut Pöğün’ün Yıldız Teknik üniversitesi gitar bestesi yarışmasında ikincilik ödülü alan “Makine Bozuluyor mu?” adlı eserlerini seslendirmiştir.
2004 yılında besteci Eray Altınbüke’ nin çello, kemençe ve gitar için yazılmış olan “Kumdaki Kan” adlı eserini seslendirmiştir.
2004 yılında Akbank Kültür Sanat Merkezi’ nde fülütçü Elif Yurdakul ve Metin ülkü ile konser vermiştir.
2004 yılında Hakan Şensoy ile keman gitar resital vermiştir.
2005 yılında Bilgi üniversitesi’nde Şair Ahmet Altınel’ i anma günü dolayısı ile düzenlenen konserde Mustafa Tınç’ın şan, piyano ve gitar için yazdığı “Bütün Olanları Bırakın” adlı eserini seslendirmiştir.
2005 yılında Ece İdil ile Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde Şangitar konseri vermiştir.
2005 Kasım Aralık aylarında, çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’ ın isteği üzerine,Ankara’ da 30′ u aşkın okulda konserler dizisi yapmıştır.
2006 yılı Eylül ayında Galta Perform’ un görünürlük Projesi içinde Mustafa Tınç’ın “Tiyatrolu Müzik, Sahnede söylenmeyenler” adlı eserini seslendirmiştir.
2006 yılı Ekim ayında Ece İdil ile Şan Gitar Tekne Konseri
2006 yılı Kasım ayında Galata Manzara kafe’de Ece İdil ile Şan Gitar dinletisi.
2006 yılı Aralık ayında Akdeniz çağdaş Müzik festivalinde besteci Özge Gülbey’in “Tres referencias al musica” adlı eserini Piyanist Metin Ülkü ile seslendirmiştir.
2007 yılı Ocak ayında Galata Perform sahnesinde Mustafa Tınç’ın “Tiyatrolu Müzik, Sahnede sÖylenmeyenler” adlı eserini seslendirmiştir.
2007 yılında Duoist’i Tolgahan Çoğulu ile birlikte kurmuştur ve
Duoist üyesi olarak konserlere devam etmektedir.

Kişisel kayıt:

Video:

Daha fazlası:

29
Jun
08

Ali Püsküllüoğlu son yolculuğuna uğurlandı

73 yaşında hayatını kaybeden, dilbilimci, şair ve edebiyatçı Ali Püsküllüoğlu son yolculuğuna uğurlandı. Püsküllüoğlu, 20’den fazla Türkçe sözlük yayımlamıştı.

Dün akşam evinde vefat eden yazar ve şair Ali Püsküllüoğlu için Küçükesat Camisi’nde düzenlenen cenaze törenine, eşi Yurdanur ve oğlu Anı Püsküllüoğlu, Türk Dil Kurumu Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Prof.Dr. Yalçın Küçük, şair Ahmet Telli, yazar Ali Balkız, Püsküllüoğlu’nun kurucusu olduğu Edebiyatçılar Derneği ile Dil Derneği’nin yöneticileri, edebiyatçılar ve sanatçılar katıldı. Törene yazar Yaşar Kemal de çelenk gönderdi. Ali Püsküllüoğlu, öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Gölbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Ali Püsküllüoğlu, 1 Ocak 1935 tarihinde Adana’nın Kadirli ilçesinde dünyaya geldi. Ailesi çiftçi olan Püsküllüoğlu, ilk ve orta öğrenimini Kadirli’de tamamladı. Ali Püsküllüoğlu, Mersin Lisesi’nde sürdürdüğü öğrenimini, sağlığı nedeniyle yarıda bırakarak Kadirli, Adana ve İstanbul’da değişik işlerde çalıştı. Püsküllüoğlu, çiftçilik, gazete satıcılığı, sinema biletçiliği, avukat yazmanlığı, gazetecilik ve yayımcılık yaptı.İstanbul’da, 1959 yılında Çevre Yayınevi’ni kuran Püsküllüoğlu, Kadirli’de “Karacaoğlan” adlı bir haftalık bir gazete çıkardı. 1960-1983 yılları arasında Türk Dil Kurumu’nda Yayın ve Tanıtma Kolu Uzmanı olarak çalışan Püsküllüoğlu, kurumdan 1983 yılında istifa etti ve bir süre sonra da emekli oldu.Ankara Radyosu’nda “Kitap Saati”, Türkiye Radyoları’nda Türk Dil Kurumu adına “Arı Dile Doğru”, “Ana Dilimiz”, “Öz Dilimiz” programlarını hazırlayan Püsküllüoğlu, Türkiye Radyoları’nda her akşam olmak üzere 1 yıl süreyle yayımlanan “Atatürk’ün Söylev”ini ilk kez bugünün diline aktararak sunanlar arasındaydı.Ulus ve Halkçı gazetelerinin haftalık sanat-edebiyat sayfasını yöneten Püsküllüoğlu, şiir dergisi Yusufçuk’u çıkardı. “Türk Dili” dergisinin yazı kurullarında da yer alan Püsküllüoğlu, “Çağdaş Türk Dili” dergisinin kurulmasına önayak oldu ve bir süre derginin genel yayın yönetmenliğini üstlendi.Türk edebiyatının çalışkan şairleri arasında bulunan Ali Püsküllüoğlu, Ülkü Tamer, Turgut Uyar ve Edip Cansever şiirlerine benzer özellikler taşıyan ilk şiirleriyle “İkinci Yeni” şiirinin ölçülü, dengeli bir şairi olarak görüldü. 1970 sonrasında tümüyle yeni bir şiire yönelen Püsküllüoğlu, toplumsal olgu ve olaylarını ele aldı. Püsküllüoğlu, şiirlerinde yer yer Behçet Necatigil’in “kırık dize” yapısını da uyguladı.“Mağara/Dağ Başı” adlı radyo oyunu Türkiye Radyoları’nda, İngilizceden çevirdiği tek perdelik oyunlar Türk Dili dergisinde yayımlanan Püsküllüoğlu, “Pembe Beyaz”, “Aydınlık İçinde”, “Karanfilli Saksı”, “Uzun Atlar Denizi”, “Sırtımızda Kızgın Güneş”, “Unutma Onları”, “Yaz ve Yağmur”, “Gül Sevgili Yurdum” ve “Babadat (Toplu Şiirler)” adlı şiir kitaplarını çıkardı.Ozanlığının yanı sıra dil ve sözlük alanındaki çalışmalarıyla da kendini kabul ettiren Püsküllüoğlu, sözlük çalışmalarına 1963’te başladı ve ilk sözlüğü “Öz Türkçe Sözlük” 1966 yılında yayımlandı. Püsküllüoğlu’nun 40 yılı aşan bir süre içinde 20’yi aşan sayıda ve çeşitli boyutta sözlükleri yayımlandı. Bunların ve şiir kitaplarının birçok baskısı yapıldı.Püsküllüoğlu, “Nasrettin Hoca” ile 1981 yılında Türk Dil Kurumu Çocuk Yazını Ödülü’nü, “Gül Sevgili Yurdum” ile 1983’te Toprak Şiir Ödülü’nü ve “Zamansız” isimli dosyasıyla 2005 yılında Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü kazandı.
“DİL DERNEĞİ’Nİ, 21 YIL ÖNCE BİRLİKTE KURDUK”
Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel, şair, dilbilimci ve edebiyatçı Ali Püsküllüoğlu’nun vefatıyla ilgili, “Hem değerli bir dostumuzu, ağabeyimizi hem de gerçekten Türkçeye emek veren en çalışkan ustalardan birini yitirdik” dedi.Özel, Ali Püsküllüoğlu ile yıllardır birlikte çalıştıklarını anımsattı. Dil Derneği’ni, 21 yıl önce birlikte kurduklarını anlatan Özel, Püsküllüoğlu ile aynı ilkelere sahip olduklarını ve Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk devrimine aynı bağlılığı duyduklarını söyledi. Özel, Püsküllüoğlu’nun vefatından duyduğu üzüntüyü de, “Hem el ele olduğumuz bir dostumuzu, bir ağabeyimizi hem de Türkçeye gerçekten emek veren en çalışkan ustalarından birini yitirdik” sözleriyle dile getirdi.Püsküllüoğlu’nun sağlık sorunlarına rağmen durmadan, dinlenmeden çalıştığını belirten Özel, “Onunla Dil Derneği’nin kuruluşunda birtakım zorlukları birlikte göğüsledik. Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nda da yıllarca birlikte çalışmıştık. Bu gönül, ilke birliğimiz, devrimci duruşumuz hiç değişmedi” diye konuştu.Ali Püsküllüoğlu’nu kaybetmekten dolayı derin üzüntü duyduklarını ifade eden Özel, “Çok değerli bir ağabeyimi kaybettim, çok üzgünüm. O’nu düşünceleriyle, ilkeleriyle yaşatmayı sürdüreceğiz” dedi.
TÜRK DİL KURUMU, BAŞSAĞLIĞI MESAJI YAYIMLADI
Türk Dil Kurumu (TDK), şair, edebiyatçı ve dilbilimci Ali Püsküllüoğlu’nun vefatı nedeniyle başsağlığı mesajı yayımladı. TDK’nın mesajında şöyle denildi:“Sözlükçülük alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ali Püsküllüoğlu’nu yitirmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyiz. 1960-83 yılları arasında yayın ve tanıtma kolu uzmanı olarak kurumumuzda görev yapmış ve 1981 yılında da “Nasrettin Hoca” isimli kitabı ile Türk Dil Kurumu Çocuk Yazını Ödülü’nü kazanmış olan Püsküllüoğlu’na Tanrı’dan rahmet, yakınlarına, dostlarına ve okuyucularına başsağlığı diliyoruz.”

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI: “BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUM”

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, dilbilimci, şair ve edebiyatçı Ali Püsküllüoğlu’nun yaşamı boyunca Türkçenin korunması ve gelişmesi için çaba gösterdiğini belirtti. Günay, Ali Püsküllüoğlu’nun vefatı nedeniyle yayınladığı mesajda şunları kaydetti:“Yaşamı boyunca Türkçenin korunması ve gelişmesi için çaba gösteren değerli şair ve yazar Ali Püsküllüoğlu’nun vefatından büyük üzüntü duydum. Şairliğinin yanı sıra dil ve sözlük çalışmalarıyla Türk edebiyatına unutulmaz hizmetlerde bulunan Ali Püsküllüoğlu, daima saygı ve takdirle anılacaktır. Türkçenin büyük ustası Ali Püsküllüoğlu’na Allah’tan rahmet, ailesine ve edebiyat dünyamıza baş sağlığı dilerim.

”BAŞSAĞLIĞI MESAJLARı

Metin Celal: Türkiye çok önemli bir dil işçisini, dil adamını kaybettiAli Püsküllüoğlu için “Türkiye’nin en kıymetli dil bilimcilerinden. Önemli bir şair, yazar” diyen Metin Celal, “Bu anlamda Türkiye çok önemli bir dil işçisini, dil adamını kaybetti. Türk edebiyatçılarının başı sağ olsun” dedi.

Nedim Gürsel: Türkiye için ve okurları için büyük bir kayıp“Ben Püsküllüoğlu’nu yıllar önce şahsen de tanıdım. İnsan olarak gerçekten hoş, dost canlısı, her türlü düşünceye açık biriydi. Sözlük çalışmalarından kendi adıma yararlandığımı da söyleyebilirim. Yalnızca Öz Türkçe Sözlüğü’nden değil; onun daha az bilinen bir Yaşar Kemal Sözlüğü çalışması vardır. Yaşar Kemal’in yapıtlarında kullandığı yerel sözcüklerin bir derlemesidir, Püsküllüoğlu’nun çalışması. Bir Geçiş Dönemi Romancısı kitabımı yazarken bana yardımcı oldu, hatta kitapta konuya bir bölüm bile ayırdım” Nedim Gürsel, “Büyük kayıp, üzüldüm. Bu sabah öğrendim. Türkiye için ve okurları için büyük bir kayıp” ifadesini kullandı.

Mario Levi: Yapıtlarıyla yaşamaya devam edecek“Ali Püsküllüoğlu benim için öncelikle, Türk diline çok büyük katkıda bulunmuş bir insan olarak, hem benim tarihimde, hem de bu ülkenin tarihinde yer alacak. Bu anlamda, bu dile çalışmalarıyla çok büyük bir katkıda bulunduğunu söyleyebilirim” diyen Mario Levi, “Bana sorarsanız Mustafa Kemal’in devrimlerinin en önemlisi dil devrimiydi. Kimliğimizi bulmamız açısından en önemli devrimdi bu. Ali Püsküllüoğlu da yaptıklarıyla, bu devrime katkıda bulunan, bu devrimin neferlerinden olan bir insandı. Yaptıklarıyla, çalışmalarıyla çok önemli katkılarda. Benim için en önemli tarafı buydu, ve bu olarak kalacak. Bir de geride bırakılan yapıtlarla hayatta kalmak vardır. Bizim Ali Püsküllüoğlu’nun geride bıraktıklarına bakmamız ve onun yaptıklarından yararlanmamız için daha çok zamanımız olacak. O biraz da, her büyük insan gibi, yapıtlarıyla yaşamaya devam edecek” dedi.
Ntv

Blog ailesi olarak Püsküllüoğlu ailesine başsağlığı diliyoruz.

saygılarmla

elvitodella



Blog Stats

  • 100,395 hits

 

Haziran 2008
M T W T F S S
« May   Jul »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

UyaRı-yoRum

BLoğumuzdaki örnek müzik dosyaLarı, yazıLar, görüntüler yani her türLü mateRyâL, eğitim - öğretimde kuLLanıLmak üzere oluşturuLmuştur. Tamamen eğitim/payLaşım amaçLıdır. Hiçbir tecimseL kayGı güdüLmemektediR. İndirdiğiniz tüm dosyaLarı lütfen 24 saat içerisinde kaLıcı olarak biLgisayarınızdan siLiniz. Eğer 24 saat içerisinde siLmeyi onayLamıyorsanız lütfen dosyaLarı herhangi bir şekiLde kuLLanmayınız. İndirdiğiniz tüm dosyaLarı virüs taramasından geçiriniz. Ancak bu dosyaLarın kuLLanımından doğabiLecek herhangi bir aksakLık veya zaRar durumunda "bisgenWoRdpRess" sorumLuLuk kabul etmez. Bu bLogtan indirmiş oLduğunuz dosyaLar teLif hakLarıyLa korunmuş eserLerin digitaL kopyaLarıdır ve tanıtma-sevdirme-satınaLmayı özendirme amacıyLa koyuLmuştur-digitaL kopyaLar hiçbir zaman orjinaLLerin yerini /tadını tutamaz-ve 5651 sayılı kanunun 4.maddesi gereğine göre biLgisayarınızda 24 saatten fazLa tutmanız T.C. yasaLarına göre suç sayıLır. Bu duyurunun okunmasını /yayınLanmasını takiben, sitede bulunan içerikten ( ya da bağLantı sağLadığı başkasına ait içerikten ) ötürü tüm sorumLuLuk kuLLanıcıya ait oLacaktır. BLogda buLunan eserLeri temsiLe yetkiLi kişi / kurumLarın başvurusu haLinde isteği doğruLtusunda hareket ediLecektir. biSGen & eLviTodeLLa