Aralık, 2008 için arşiv

29
Dec
08

buLanLar arayanLardır, arayanLar buLamaz!

102dd1

AHMET iNAM Gülümseyen düşünceden yanayım. Pişmiş kelle gibi değil. Müeddep ve mahzun. Belki hafif hınzırca ama hep arayan. Asık suratlı “ölmeye sözde hazır”, lafını sakınmayan, her sözüyle dünyayı boyayan muhalif olmak için muhalif olma özürünü taşımak istemem. Henüz ölmedim. Demek söyleyeceklerim bitmemiştir. (İşin en eğlenceli yanı da henüz bir şey söylememiş olmamdır. Dostum üzülmesin, zaten ölüyüm.)

(…)

Gülümseyen düşünce, iletişime hazır düşüncedir. Bunun ardındayım. Herkesle, her zaman değil. Yeri gelince, bazılarıyla muhabbet. Seçiciyim.

Gülümseyen düşünce, boyun eğmez düşüncedir. Kavga etmeden. Kavga tebessümünüzün derinliklerindedir. Kavgayı ayağa düşürmediğimiz için ölmekte gecikmişizdir. Zordan yanayızdır. Bundan dolayı anarşist olduğumuzu sanmaktayız. (Bir de sır vereyim: Anarşizmin ne olduğunu da hâlâ bilmiyorum.) Zordan yana demek: Zor kullanmaktan yana demek değil. Zorluk bizi çeker. Zorluk çekiminde muallaktayız. Muallakta oluşumuz şaşkın tavukluğumuzdan değil, iflah olmaz arayıcılar sınıfına mensupluğumuzdandır.

Kolayı seçse idik, çoktan ölmüştük. Kızmadığımız düşünce ve insan yoktur. Kızıp silaha ya da kaleme davranır, muarızlarımızı yerle bir ederdik. Bir düşünce gerillası olarak ev basar, ideoloji soyar, inançları yakardık. Sustuk. Ve gülümsedik. (Ağladığımızda oldu. Sonra katıla katıla güldük. Aczimize. Kolaycılığımıza. Sığlığımıza.) Herkesin buluverdiği bir dünyada “arama” denilen tehlikeli yolculuğu seçtik.

Gülümseyen düşünce, basma kalıp “vaiz”, “muallim”, “aydın” düşüncesi değildir. Zehri tebessüme dönüştürdük. Simya ehliyiz çünkü. Her gece simyahanede saatler süren mesaimiz vardır.

Anlamaya çalışırız. Kimse düşmanımız değildir, önceden. Kızarız belki. Sözümüz varsa kızdıklarımıza söylemek isteriz. Onları ıslah etmek için değil. (Hâşa!) Kendi kendilerini ıslah etmelerine yardım etmek için. Bizim için önce inanç, önce ideoloji, ırk, cinsiyet gelmez. Önce insan gelir. Gönlü, beyni, marifeti olan insan. Bundan dolayı her kanattan dostlarımız vardır. Düşmanlarımız da olabilir. Biz onlara düşman değiliz.

Türkiye’de, birbirimizi bulunduğumuz yere göre “dıştan” değerlendiriyoruz. İçimizi kimse merak etmiyor. Beni kafir sanan arkadaş, nasıl kafir olduğumu, yüreğimi duygularımı merak etmiyor. Damgalıyor ve öldürüyor.

Ölmedim daha. Beni damgalayıp öldürdükleri için ölmedim. Damgadan kurtulmak mümkün değil. Gerek de yok. Ben bakış tarzlarının, yaşama biçimlerinin farklılığından dolayı insanların birbirlerine kolayca düşman oluverdikleri bir dünyada şunu diyorum: “Zorlaştırın arkadaşlar! Düşmanlıklarınızı zorlaştırın! Yaşamınızın zor olduğunu sanan kolaycılardansınız. Kolay düşünüyor. Kolay duyuyor, kolay yargılıyorsunuz. Zorlaştıralım. Yaşam, o zaman arayan yaşam olur.”

Arayan ölmez. Ölmedim daha. Aramıyorsam, bilin ki artık ölmüşümdür.

ahmet inam III

3569

"Sevgilim matematik bilmeli .

Çözülmesi zor bir denklem olduğum, eksi bir sayının karekökü gibi göründüğümden değil.

Sevgilim hesap bilmeli.

Beni bölmeli, bölmeli, sonra çarpmalı.

Sağlamamı yapmalı…"

29
Dec
08

buLanLar arayanLardır, arayanLar buLamaz!

102dd1

AHMET iNAM Gülümseyen düşünceden yanayım. Pişmiş kelle gibi değil. Müeddep ve mahzun. Belki hafif hınzırca ama hep arayan. Asık suratlı “ölmeye sözde hazır”, lafını sakınmayan, her sözüyle dünyayı boyayan muhalif olmak için muhalif olma özürünü taşımak istemem. Henüz ölmedim. Demek söyleyeceklerim bitmemiştir. (İşin en eğlenceli yanı da henüz bir şey söylememiş olmamdır. Dostum üzülmesin, zaten ölüyüm.)

(…)

Gülümseyen düşünce, iletişime hazır düşüncedir. Bunun ardındayım. Herkesle, her zaman değil. Yeri gelince, bazılarıyla muhabbet. Seçiciyim.

Gülümseyen düşünce, boyun eğmez düşüncedir. Kavga etmeden. Kavga tebessümünüzün derinliklerindedir. Kavgayı ayağa düşürmediğimiz için ölmekte gecikmişizdir. Zordan yanayızdır. Bundan dolayı anarşist olduğumuzu sanmaktayız. (Bir de sır vereyim: Anarşizmin ne olduğunu da hâlâ bilmiyorum.) Zordan yana demek: Zor kullanmaktan yana demek değil. Zorluk bizi çeker. Zorluk çekiminde muallaktayız. Muallakta oluşumuz şaşkın tavukluğumuzdan değil, iflah olmaz arayıcılar sınıfına mensupluğumuzdandır.

Kolayı seçse idik, çoktan ölmüştük. Kızmadığımız düşünce ve insan yoktur. Kızıp silaha ya da kaleme davranır, muarızlarımızı yerle bir ederdik. Bir düşünce gerillası olarak ev basar, ideoloji soyar, inançları yakardık. Sustuk. Ve gülümsedik. (Ağladığımızda oldu. Sonra katıla katıla güldük. Aczimize. Kolaycılığımıza. Sığlığımıza.) Herkesin buluverdiği bir dünyada “arama” denilen tehlikeli yolculuğu seçtik.

Gülümseyen düşünce, basma kalıp “vaiz”, “muallim”, “aydın” düşüncesi değildir. Zehri tebessüme dönüştürdük. Simya ehliyiz çünkü. Her gece simyahanede saatler süren mesaimiz vardır.

Anlamaya çalışırız. Kimse düşmanımız değildir, önceden. Kızarız belki. Sözümüz varsa kızdıklarımıza söylemek isteriz. Onları ıslah etmek için değil. (Hâşa!) Kendi kendilerini ıslah etmelerine yardım etmek için. Bizim için önce inanç, önce ideoloji, ırk, cinsiyet gelmez. Önce insan gelir. Gönlü, beyni, marifeti olan insan. Bundan dolayı her kanattan dostlarımız vardır. Düşmanlarımız da olabilir. Biz onlara düşman değiliz.

Türkiye’de, birbirimizi bulunduğumuz yere göre “dıştan” değerlendiriyoruz. İçimizi kimse merak etmiyor. Beni kafir sanan arkadaş, nasıl kafir olduğumu, yüreğimi duygularımı merak etmiyor. Damgalıyor ve öldürüyor.

Ölmedim daha. Beni damgalayıp öldürdükleri için ölmedim. Damgadan kurtulmak mümkün değil. Gerek de yok. Ben bakış tarzlarının, yaşama biçimlerinin farklılığından dolayı insanların birbirlerine kolayca düşman oluverdikleri bir dünyada şunu diyorum: “Zorlaştırın arkadaşlar! Düşmanlıklarınızı zorlaştırın! Yaşamınızın zor olduğunu sanan kolaycılardansınız. Kolay düşünüyor. Kolay duyuyor, kolay yargılıyorsunuz. Zorlaştıralım. Yaşam, o zaman arayan yaşam olur.”

Arayan ölmez. Ölmedim daha. Aramıyorsam, bilin ki artık ölmüşümdür.

ahmet inam III

3569

"Sevgilim matematik bilmeli .

Çözülmesi zor bir denklem olduğum, eksi bir sayının karekökü gibi göründüğümden değil.

Sevgilim hesap bilmeli.

Beni bölmeli, bölmeli, sonra çarpmalı.

Sağlamamı yapmalı…"

28
Dec
08

“El yazınız profesyonelliğinizi ele veriyor-muş!”

El yazınız sağa eğildikçe kararlarınızda duygusallık öne çıkıyor. L, t ve h harfleri, iş hayatınızdaki hırs ve iktidar sırlarınızı ortaya döküyor. El yazısı bilimi şimde de iş dünyasının hizmetinde…
el-yazisi-fontu Üç bin yıl önce Çinliler tarafından geliştirilen ve birçok kültür ve uygarlık tarafından büyük itibar gören el yazısı bilimi (grafoloji), bugün iş dünyasının hizmetinde. İş dünyasının bu yönteme en çok başvurduğu alan ise işe alımlar. El yazısı, kişinin karakterini, davranışlarını, eğilimlerini tahmin etmekte ve kişilik analizinde en etkili ve güvenilir yöntemlerden biri olarak addediliyor. Bu yöntem eleman seçme ve yerleştirme süreçleri, mülakatlar, ekip kurma çalışmaları ve kariyer planlaması gibi geniş bir alanda sık kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.
Sodexho gibi çokuluslu şirketlerden bazıları dünyanın her yerindeki ofislerinde işe alım süreçlerine el yazısından kişilik tahlil etme yöntemini dahil ediyor. El yazısının kişinin sosyo-ekonomik kökenini, yaşama biçimini, hayattaki duruşunu ve eğitimini yansıttığı Fransa gibi ülkelerde şirketler yüzde 80 oranında iş görüşmelerinde el yazısıdan kişilik tahlili yapıyor.
İngiliz Grafoloji Enstitüsü Başkanı Elaine Quigley, tüm dünyada tanınmış grafologların başında geliyor. Quigley’e göre el yazısı bir nevi ‘zihin yazısı’ demek. Bu konuda grafolojinin kullandığı evrensel bir metodoloji de var. Yani el yazısıyla kişinin karakterini okurken kullanılan göstergeler, ulustan ulusa, kişiden kişiye değişmiyor. Uzman bir grafolog, kişi hangi ulustan gelirse gelsin hangi lisanda yazarsa yazsın, o kişinin düşüncelerinin el yazısıyla kağıt üzerine yansıyan izdüşümlerini okuyabiliyor.
Grafolojide en az 300 farklı el yazısı örneğinden yola çıkılarak inceleme yapılıyor. Fakat yine de değişmeyen ve temel olarak nitelendirilen belli bazı göstergeler var. İşte bunlardan bazıları:
Eğim:
+ El yazısının sağa doğru eğimi, kişinin iletişim yeteneğinin göstergesi olarak yorumlanıyor. Örneğin kişi daha arkadaş canlısı, yönlendirici, sorumluluk sahibi, girişken olma eğilimi taşıyordur. Aynı zamanda satış yapmaya, kontrolü elinde tutmaya, sevilmeye, destekçi olmaya kadar uzayan birçok olasılığı barındırır.
+ Yazı sağa doğru eğildikçe kişinin kararlarında duygularının etkisinde kalma özelliği artar.
+ El yazısının genellikle dik oluşu kişilik bağımsızlığına işarettir.
+ Sola doğru eğilen el yazısı, duygusal olarak ihtiyatlılığı temsil eder. Bu el yazısının sahibi, öncelikle her detayı doğrulama ihtiyacı duyar. Başkalarının onu herhangi bir söz vermeye zorlamasından hoşlanmaz.
Büyüklük:
+ Büyük el yazısıyla yazan kişiler daha çok dışadönük, dost tavırlı kimselerdir. El yazısının sahibi kişi yabancılara karşı daha mesafeli olmayı tercih etse de kendine güvenle hareket eder.
+ Küçük el yazısı mantığı temsil etmenin yanı sıra zıt düşülen kişilere karşı acımasız olmayı da ifade eder. Akademik ve zihinsel uğraşılardan hoşlanan kişilerde bu tip el yazısı görülür.
+ Eğer yazı hem küçük hem de zarif ise kişinin kendi dalga boyuna uygun olmayan kişilerle de iyi bir iletişim kurması olası değildir. Bu kişiler, sosyal olarak kabul görmüş kuralları yıkmak konusunda zorlanırlar.

elyazisii  Baskı:
+ Koyu harflerle yazan kişiler verdikleri sözü yerine getirmek konusunda çok titizdirler. Ve etraflarındaki birçok olan biteni ciddiye alırlar.
+ Çok koyu harfler ise kişinin gerginliğinin, eleştiriye karşı sinirlerine fazla hakim olamayışın ve küçük imalardan bile alınganlık gestermenin ifadesi olarak yorumlanıyor. Bu kişiler önce tepki gösterir sonra soru sorarlar. Ve duygusal davranışlarını devam ettirirler.
+ Çok silik ve ince yazılar ise ortama ve insanlara olan hassasiyeti temsil ediyor. Ama yazı aynı zamanda kaba saba ve şekilsiz ise kişi duygusal derinliği bile devam ettiremiyordur ve sönük bir yaşam tarzı sürdürüyordur. 
L, t ve h harflerindeki sırlar:
+ Bu harflerin üst kısımlarının uzun olması hedef ve hırsın mevcudiyetini gösterir. Ancak üst tarafı fazla uzun l, t ve h’ler, kişinin başarması gerektiğini düşündüğü meselede gerçekdışı beklentiler içinde olabileceği anlamına gelir.
+ Bu harflerin üst tarafının oranlı bir şekilde kuyruklu olması kişinin herşey üzerine etraflı bir şekilde düşündüğünü ve hayalgücünü makul bir şekilde kullandığını gösterir.
+ Kıvrımın enli olması, yeni fikirler üretme ve bunların üzerine uzun uzadıya düşünme eğilimini ortaya koyar.
+ Üst kıvrımın tekrar harfe geri dönmesi, yazı sahibinin hayalgücünü kullanmaktan kaçındığını ve elindeki işi bitirebilmek minimum gerekliliklerle kendini sınırladığını gösterir.
G, y, p harflerindeki sırlar:
+ Kuyruğun dik olması, sabırsızlık alametidir.
+ Kuyruğun basık bir şekilde yuvarlanması, saldırganlık ve yüzleşmekten uzak durma isteğini ortaya koyar.
+ Kuyruğun bastırılarak yazılmış tam bir kanca halini alması, enerji, para kazanma isteği ve tenselliğin göstergesidir.
+ Kuyruğun bastırmadan tam bir kanca şeklini alması güvenlik ihtiyacını gösterir.
+ Kelimeler arasındaki mesafe
+ Kelimeler arasındaki mesafenin fazla olması, "bana nefes alacak alan bırak" mesajını içerir.
+ Kelimeler arasındaki mesafenin daha az olması ise başkalarıyla birlikte olma isteğini ortaya koyar, ama böyle yazan insanlar zaman zaman gereksiz bir kalabalığa neden olabilirler ve dayatmacı bir kişilik sergileyebilirler.
Satırlar arasındaki mesafe:
+ Satırların arasının açık olması, olaylara sakin ve geniş perspektiften bakma eğilimini ortaya koyar.
+ Satır aralarının dar olması, yazarın hareketi sevdiğini ve eylemin içinde olmaktan hoşlandığını gösterir.
+ Satır araları dar olup, harfler arasındaki bağlantı çok sıkı değilse, söz konusu el yazısının sahibi baskı altında sükunetini koruma disiplinine sahiptir.
Sayfa kenarındaki boşluk:
+ Sayfanın sol tarafındaki boşluk, kişinin köklerini ve ailesini gösterir.
+ Sağ taraftaki boşluk, diğer insanları ve geleceği temsil eder.
+ Tepedeki boşluk hedef ve hırslardır.
+ Sayfanın dibindeki boşluk, enerji, içgüdü ve pratiklik anlamına gelir.
+ Sayfanın sol tarafındaki geniş bir boşluk bırakılması, hareketliliği sürdürme isteğini ortaya koyar.
+ Soldaki mesafenin az olması ise temkinlilik ve hazır olmadığı takdirde bir şeyleri yapmaya zorlanmaktan kaçınma isteğini belirtir.
+ Sağ taraftaki boşluğun az olması, sabırsızlık göstergesidir ve bir an once işe başlayıp işi bitirme eğilimini yansıtır.
Sağda geniş bir boşluk bırakılması ise bilinmeze karşı korkunun mevcudiyetini ortaya koyar.

28
Dec
08

“El yazınız profesyonelliğinizi ele veriyor-muş!”

El yazınız sağa eğildikçe kararlarınızda duygusallık öne çıkıyor. L, t ve h harfleri, iş hayatınızdaki hırs ve iktidar sırlarınızı ortaya döküyor. El yazısı bilimi şimde de iş dünyasının hizmetinde…
el-yazisi-fontu Üç bin yıl önce Çinliler tarafından geliştirilen ve birçok kültür ve uygarlık tarafından büyük itibar gören el yazısı bilimi (grafoloji), bugün iş dünyasının hizmetinde. İş dünyasının bu yönteme en çok başvurduğu alan ise işe alımlar. El yazısı, kişinin karakterini, davranışlarını, eğilimlerini tahmin etmekte ve kişilik analizinde en etkili ve güvenilir yöntemlerden biri olarak addediliyor. Bu yöntem eleman seçme ve yerleştirme süreçleri, mülakatlar, ekip kurma çalışmaları ve kariyer planlaması gibi geniş bir alanda sık kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.
Sodexho gibi çokuluslu şirketlerden bazıları dünyanın her yerindeki ofislerinde işe alım süreçlerine el yazısından kişilik tahlil etme yöntemini dahil ediyor. El yazısının kişinin sosyo-ekonomik kökenini, yaşama biçimini, hayattaki duruşunu ve eğitimini yansıttığı Fransa gibi ülkelerde şirketler yüzde 80 oranında iş görüşmelerinde el yazısıdan kişilik tahlili yapıyor.
İngiliz Grafoloji Enstitüsü Başkanı Elaine Quigley, tüm dünyada tanınmış grafologların başında geliyor. Quigley’e göre el yazısı bir nevi ‘zihin yazısı’ demek. Bu konuda grafolojinin kullandığı evrensel bir metodoloji de var. Yani el yazısıyla kişinin karakterini okurken kullanılan göstergeler, ulustan ulusa, kişiden kişiye değişmiyor. Uzman bir grafolog, kişi hangi ulustan gelirse gelsin hangi lisanda yazarsa yazsın, o kişinin düşüncelerinin el yazısıyla kağıt üzerine yansıyan izdüşümlerini okuyabiliyor.
Grafolojide en az 300 farklı el yazısı örneğinden yola çıkılarak inceleme yapılıyor. Fakat yine de değişmeyen ve temel olarak nitelendirilen belli bazı göstergeler var. İşte bunlardan bazıları:
Eğim:
+ El yazısının sağa doğru eğimi, kişinin iletişim yeteneğinin göstergesi olarak yorumlanıyor. Örneğin kişi daha arkadaş canlısı, yönlendirici, sorumluluk sahibi, girişken olma eğilimi taşıyordur. Aynı zamanda satış yapmaya, kontrolü elinde tutmaya, sevilmeye, destekçi olmaya kadar uzayan birçok olasılığı barındırır.
+ Yazı sağa doğru eğildikçe kişinin kararlarında duygularının etkisinde kalma özelliği artar.
+ El yazısının genellikle dik oluşu kişilik bağımsızlığına işarettir.
+ Sola doğru eğilen el yazısı, duygusal olarak ihtiyatlılığı temsil eder. Bu el yazısının sahibi, öncelikle her detayı doğrulama ihtiyacı duyar. Başkalarının onu herhangi bir söz vermeye zorlamasından hoşlanmaz.
Büyüklük:
+ Büyük el yazısıyla yazan kişiler daha çok dışadönük, dost tavırlı kimselerdir. El yazısının sahibi kişi yabancılara karşı daha mesafeli olmayı tercih etse de kendine güvenle hareket eder.
+ Küçük el yazısı mantığı temsil etmenin yanı sıra zıt düşülen kişilere karşı acımasız olmayı da ifade eder. Akademik ve zihinsel uğraşılardan hoşlanan kişilerde bu tip el yazısı görülür.
+ Eğer yazı hem küçük hem de zarif ise kişinin kendi dalga boyuna uygun olmayan kişilerle de iyi bir iletişim kurması olası değildir. Bu kişiler, sosyal olarak kabul görmüş kuralları yıkmak konusunda zorlanırlar.

elyazisii  Baskı:
+ Koyu harflerle yazan kişiler verdikleri sözü yerine getirmek konusunda çok titizdirler. Ve etraflarındaki birçok olan biteni ciddiye alırlar.
+ Çok koyu harfler ise kişinin gerginliğinin, eleştiriye karşı sinirlerine fazla hakim olamayışın ve küçük imalardan bile alınganlık gestermenin ifadesi olarak yorumlanıyor. Bu kişiler önce tepki gösterir sonra soru sorarlar. Ve duygusal davranışlarını devam ettirirler.
+ Çok silik ve ince yazılar ise ortama ve insanlara olan hassasiyeti temsil ediyor. Ama yazı aynı zamanda kaba saba ve şekilsiz ise kişi duygusal derinliği bile devam ettiremiyordur ve sönük bir yaşam tarzı sürdürüyordur. 
L, t ve h harflerindeki sırlar:
+ Bu harflerin üst kısımlarının uzun olması hedef ve hırsın mevcudiyetini gösterir. Ancak üst tarafı fazla uzun l, t ve h’ler, kişinin başarması gerektiğini düşündüğü meselede gerçekdışı beklentiler içinde olabileceği anlamına gelir.
+ Bu harflerin üst tarafının oranlı bir şekilde kuyruklu olması kişinin herşey üzerine etraflı bir şekilde düşündüğünü ve hayalgücünü makul bir şekilde kullandığını gösterir.
+ Kıvrımın enli olması, yeni fikirler üretme ve bunların üzerine uzun uzadıya düşünme eğilimini ortaya koyar.
+ Üst kıvrımın tekrar harfe geri dönmesi, yazı sahibinin hayalgücünü kullanmaktan kaçındığını ve elindeki işi bitirebilmek minimum gerekliliklerle kendini sınırladığını gösterir.
G, y, p harflerindeki sırlar:
+ Kuyruğun dik olması, sabırsızlık alametidir.
+ Kuyruğun basık bir şekilde yuvarlanması, saldırganlık ve yüzleşmekten uzak durma isteğini ortaya koyar.
+ Kuyruğun bastırılarak yazılmış tam bir kanca halini alması, enerji, para kazanma isteği ve tenselliğin göstergesidir.
+ Kuyruğun bastırmadan tam bir kanca şeklini alması güvenlik ihtiyacını gösterir.
+ Kelimeler arasındaki mesafe
+ Kelimeler arasındaki mesafenin fazla olması, "bana nefes alacak alan bırak" mesajını içerir.
+ Kelimeler arasındaki mesafenin daha az olması ise başkalarıyla birlikte olma isteğini ortaya koyar, ama böyle yazan insanlar zaman zaman gereksiz bir kalabalığa neden olabilirler ve dayatmacı bir kişilik sergileyebilirler.
Satırlar arasındaki mesafe:
+ Satırların arasının açık olması, olaylara sakin ve geniş perspektiften bakma eğilimini ortaya koyar.
+ Satır aralarının dar olması, yazarın hareketi sevdiğini ve eylemin içinde olmaktan hoşlandığını gösterir.
+ Satır araları dar olup, harfler arasındaki bağlantı çok sıkı değilse, söz konusu el yazısının sahibi baskı altında sükunetini koruma disiplinine sahiptir.
Sayfa kenarındaki boşluk:
+ Sayfanın sol tarafındaki boşluk, kişinin köklerini ve ailesini gösterir.
+ Sağ taraftaki boşluk, diğer insanları ve geleceği temsil eder.
+ Tepedeki boşluk hedef ve hırslardır.
+ Sayfanın dibindeki boşluk, enerji, içgüdü ve pratiklik anlamına gelir.
+ Sayfanın sol tarafındaki geniş bir boşluk bırakılması, hareketliliği sürdürme isteğini ortaya koyar.
+ Soldaki mesafenin az olması ise temkinlilik ve hazır olmadığı takdirde bir şeyleri yapmaya zorlanmaktan kaçınma isteğini belirtir.
+ Sağ taraftaki boşluğun az olması, sabırsızlık göstergesidir ve bir an once işe başlayıp işi bitirme eğilimini yansıtır.
Sağda geniş bir boşluk bırakılması ise bilinmeze karşı korkunun mevcudiyetini ortaya koyar.

26
Dec
08

Sınıf geçme yönetmeliğinde değişiklik

Yeni ilköğretim kurumları yönetmeliğiyle artık bir öğrencinin sınıf geçmesi için iki dönemin not ortalamasının her bir ders için 2’den aşağı olmaması şartı getirildi. Yönetmelikle artık seçmeli yabancı diller de notla değerlendirilmeyecek.

ANKARA – Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni ilköğretim kurumları yönetmeliğine göre eskiden bütün derslerin toplamında iki dönem ortalamasının 2’den yüksek olması şartı aranırken, artık her bir ders için ortalamanın 2 veya üzeri olması gerekiyor.

İkametgaha dayalı e-kayıt sistemi de yeni yönetmelikle ayrıntılandı.

Buna göre kayıt alanları içinde okul müdürleri hatta yerel yöneticilerin de yer alacağı yerleştirme komisyonlarınca belirlenecek.

Bir okula kapasitenin üstünde başvuru olursa kura yöntemine başvurulacak.

Nüfus kaydı bulunmayan çocukları nüfus müdürlükleri aracılığıyla tespit ederek kaydını yapacak olan okul yönetimleri, nüfusa gerçek yaşından küçük veya büyük yazılan çocukların yaşlarının 3 ay içinde düzeltilmesini velilerden isteyebilecek.

İlköğretim diplomalarına güvenlik numarası verilecek. Seçmeli yabancı diller de bundan böyle notla değerlendirilmeyecek.

26
Dec
08

Eartha Kitt hayatını kaybetti

ABD’nin önde gelen caz şarkıcılarından, Türkiye’de ”Üsküdar’a gider iken” şarkısının İngilizce ve Türkçe yorumuyla tanınan Eartha Kitt, 81 yaşında kolon kanserinden öldü. Kolon kanseri nedeniyle tedavi gören Kitt, 1960 yılında ”Kedi Kadın” rolünü canlandırarak iki Emmy ödülü kazanmış ve üçüncüsüne aday gösterilmişti. Eartha Kitt ayrıca iki kez Tony ve Grammy ödüllerine aday gösterilmişti.
26
Dec
08

Sınıf geçme yönetmeliğinde değişiklik

Yeni ilköğretim kurumları yönetmeliğiyle artık bir öğrencinin sınıf geçmesi için iki dönemin not ortalamasının her bir ders için 2’den aşağı olmaması şartı getirildi. Yönetmelikle artık seçmeli yabancı diller de notla değerlendirilmeyecek.

ANKARA – Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni ilköğretim kurumları yönetmeliğine göre eskiden bütün derslerin toplamında iki dönem ortalamasının 2’den yüksek olması şartı aranırken, artık her bir ders için ortalamanın 2 veya üzeri olması gerekiyor.

İkametgaha dayalı e-kayıt sistemi de yeni yönetmelikle ayrıntılandı.

Buna göre kayıt alanları içinde okul müdürleri hatta yerel yöneticilerin de yer alacağı yerleştirme komisyonlarınca belirlenecek.

Bir okula kapasitenin üstünde başvuru olursa kura yöntemine başvurulacak.

Nüfus kaydı bulunmayan çocukları nüfus müdürlükleri aracılığıyla tespit ederek kaydını yapacak olan okul yönetimleri, nüfusa gerçek yaşından küçük veya büyük yazılan çocukların yaşlarının 3 ay içinde düzeltilmesini velilerden isteyebilecek.

İlköğretim diplomalarına güvenlik numarası verilecek. Seçmeli yabancı diller de bundan böyle notla değerlendirilmeyecek.

26
Dec
08

Guernica’yı iki metreden seyretmek..

Sabah kahvemi doldurdum. Fincanı masaya koydum.. Uzun uzun seyrettim.. Bu özel bir fincan.. Üzerinde dünyanın en ünlü tablolarından biri var.. En ünlü ve de en tartışmalı..
Guernica!..
Pablo Picasso!..
Madrid’den, Kraliçe Sophia Müzesi’ndeki hediyelik eşya köşesinden aldım fincanı..
Kahvemi yudumlarken, Guernica’ya iki metre mesafeden baktığım dakikaları hatırladım..
Madrid’de bir tek sabahımız vardı, keyfimize göre takılacağımız.. Kafamızda da, müze vardı.. Madrid’de o kadar çok müze var ki gidecek..
Ergun “Kraliçe Sophia’ya gidelim” dedi.. “Çağdaş sanatlar müzesi orası..” Picasso ve Dali’lerin gerçeklerini görme fırsatı..
Ver elini Kraliçe Sophia.. Muhteşem, devasa bir tarihi bina.. 4 kat..
İki katı müze.. İki katı galeri..
Biz sabah saatleri boyunca sadece bir katı dolaşabildik.. Ki ona bile yetmedi aslında.. Dört katın dördünün de hakkını vererek gezmek, dört gün..
Yok yok.. O da yetmez.. Sadece Guernica’nın önünde bir gün, bir gece, ertesi gün kalabilir insan..
Bir tablonun beni bu kadar etkileyeceğini tahmin edemezdim.. Hele bu tablo o güne kadar yüzlerce fotoğrafını gördüğüm Guernica ise.. Neredeyse ezbere biliyorum yahu..
Ama aslını, koskoca bir duvarı kaplayan o dev Guernica’nın aslını görmek başka bir şey.. Büyülenip, çakılıp kalıyorsunuz..
Guernica’yı görmek hep içimde vardı.. “Görmeden gidersem, gözüm arkada kalır” dersiniz ya bazı şeyler için.. Bu onlardan biri işte..
Şimdi size biraz bu tablonun, duvar resminin, freskin öyküsünü anlatayım..
Picasso genelde sanatın siyasete bulaşmasından pek de yana olmayan bir adamdı. 1937 Paris Fuarı hazırlanırken Avrupa’nın önde gelen sanatçıları, aydınları, Picasso’nun evine kadar gelerek ondan bir fresk istediler.. Fuarın simgesi olacak bu fresk, İspanya’da yeni kurulan cumhuriyet hükümetine karşı acımasız bir iç savaş başlatan Franko ve onun faşist güçlerine karşı bir görsel protesto olacaktı..
Picasso haftalarca konuya girmeye, ilham bulmaya savaştı. Ne var ki, pek bir şeyler hissedemedi.. Eskizler bile hazırlayamadı..
İşte tam bu sırada, 27 Nisan’da faşist isyancılar, Kuzey İspanya’da bir minik Bask kasabasına tarihin en büyük zulümlerinden birini uyguladılar.. İtalyanlar’ın da desteğini alan Hitler’in Luftwaffe’si, Guernica adlı kasabayı dört saat bombaladı.. Canlı hedeflere yapılan bu saldırı Hitler açısından yeni savaş makinelerinin denemesinden öte bir anlam taşımıyordu.
Guernica 3 gün boyunca alev alev yandı.. Tümü sivil, çoğu kadın ve çocuk, 1600 kişi öldü ya da yaralandı.
Haber Paris’e 1 Mayıs’ta ulaştı. Bir milyon kişi katliamı protesto için sokaklara dökülürken, Picasso yerinden fırladı.. Duyduğu müthiş öfke, ilhama dönüşmüştü.. Çizmeye başladı.. Tablonun bütününde yer alacak parçaları ayrı ayrı çiziyor, yaratıyordu.. Parçalanmış insanlar, hayvanlar çiziliyordu. Ve de hepsinde ortak bir tek şey vardı..
Acı!..
Abidin Dino’ya mutluluğun resminin teklif edilmesinden yıllar önce koca Pablo acıyı resmediyordu.
Parçalar birleştirildiğinde resim bitmedi.. Picasso Guernica üzerinde yedi kez değişiklik yaptı..
Guernica üç ay sonra Paris Fuarı’nın İspanyol Pavyonu’nda sergilenmeye başlandığında acımasızca eleştirildi..
Tabloda sadece siyah ve beyaz boyaların kullanılmış olmasına da bakarak “Bu resim değil afiş olmuş” diyenler vardı.. “Bu dört yaşında bir çocuğun bile resimleyebileceği vücut parçalarından bir çorba” diyenler de..
Sonra tablo dünyayı dolaşmaya başladı.. Kuzey ve Latin Amerika dahil.. Giderek savaş karşıtı sanatın sembolü, baş yapıtı haline gelen Guernica’nın uğramadığı tek yer vardı.. İspanya.. Picasso tablosunu memleketi İspanya’ya armağan etmiş, orada kalmasını istemişti oysa.. Sonunda o da oldu. Franko rejimi devrilip özgürlükler ülkeye dönünce Guernica’nın önünde de engel kalmadı.
Picasso, 1973′te 92 yaşında öldü.. İki yıl sonra da Franko.. Ve 25 Ekim 1981′de yani Picasso’nun doğumunun yüzüncü yılında, tablo, ülkesine, İspanya’ya döndü.. Sonuna kadar orada kalmak üzere..
(9 Nisan 2004′te yayınlandı)

Hıncal Uluç…

26
Dec
08

Názım Hikmet, Cahit Sıtkı’ya neden kızdı


SÖZCÜKLER dergisinin yeni sayısında, şairlerin birbirine bakışını gösteren, Türk şiiri, eleştirisi açısından dikkate değer bir belge yayımlandı.

Aynı sayfada, Cahit Sıtkı Tarancı’nın daktiloya çekilmiş bir şiiri ile, bu şiiri okuduktan sonra Názım Hikmet’in el yazısıyla ona cevap sayılacak şiiri var.

Belgeyi Piraye Hanım arşivinde Yeşim Bilge bulmuş ve Sözcükler’e göndermiş.

Önce açıklayıcı notu okuyalım:

“Yan sayfada gördüğünüz tek yaprakta iki şiir var: Biri, Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1947′de yazdığı ‘Bir Şey’ adlı şiir, o sıralar dergilerde yalnızca birinci bölümü yayımlanabildiği için tamamı daktiloyla yazılıp, şiirin kendisine adandığı Názım Hikmet’e bir dost aracılığıyla elden yollanmış.

Názım Hikmet, şiiri okuyunca, ‘bir garip kuş’, ‘otur denmiş oracıkta oturmuş’, ‘hapislerde çürür’ gibi sözlerle, sevgiyle de olsa, bir başkasının kendine acıyarak bakmasından rahatsız olmuş, kendisine yakıştırılan tanımlara kızarak aynı şiirin altına ‘Yatar Bursa Kalesinde’ adlı şiiri yazmış.”

Önce, Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘Bir Şey’ şiirini okuyalım:

Bir şey ki hava gibi ekmek gibi su gibi

lázım insana lázım onsuz yaşanmıyor

ama baba gibi dost gibi yavuklu gibi

kalb titremeden göz yaşarmadan anılmıyor..

Bir şey ki gözümüzde memleket kadar aziz

aşkettiğimiz kendimize dert ettiğimiz

adını çocuklarımıza bellettiğimiz

bir şey ki artık hasretine dayanılmıyor

II

Bir şey daha var yürekler acısı

utandırır insanı düşündürür

öylesine başka bir kalp ağrısı

alır beni ta Bursa’ya götürür

Yeşil Bursa’da konuk bir garip kuş

otur denmiş oracıkta oturmuş

ta yüreğinden bir türkü tutturmuş

ne güzel şey dünyada hür olmak hür

Benerci, Jokond, Varanüç, Bedrettin

hey kahbe felek ne oyunlar ettin

en yavuz evladı bu memleketin

Názım ağbey hapislerde çürür.

Aynı sayfaya Názım Hikmet’in el yazısıyla yazdığı Yatar Bursa Kalesinde şiiri ve altında N.H.Ran imzası var:

Sevdalınız komünisttir,

on yıldan beri hapistir,

yatar Bursa kalesinde.

Hapis ammá, zincirini kırmış yatar,

en álá bir mertebeye ermiş yatar,

yatar Bursa kalesinde.

Memleket toprağındadır kökü,

Bedreddin gibi taşır yükü,

yatar Bursa kalesinde.

Yüreği delinip batmadan,

şarkısı tükenip bitmeden,

cennetini kaybetmeden,

yatar Bursa kalesinde.

* * *

SANATÇI duyarlığına örnek iki iyi şiir. Geniş anlamda bakarsanız, belki de birbirini tamamlıyor.

26
Dec
08

Eartha Kitt hayatını kaybetti

ABD’nin önde gelen caz şarkıcılarından, Türkiye’de ”Üsküdar’a gider iken” şarkısının İngilizce ve Türkçe yorumuyla tanınan Eartha Kitt, 81 yaşında kolon kanserinden öldü. Kolon kanseri nedeniyle tedavi gören Kitt, 1960 yılında ”Kedi Kadın” rolünü canlandırarak iki Emmy ödülü kazanmış ve üçüncüsüne aday gösterilmişti. Eartha Kitt ayrıca iki kez Tony ve Grammy ödüllerine aday gösterilmişti.



Blog Stats

  • 89,620 hits

 

Aralık 2008
M T W T F S S
« Nov   Jan »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

UyaRı-yoRum

BLoğumuzdaki örnek müzik dosyaLarı, yazıLar, görüntüler yani her türLü mateRyâL, eğitim - öğretimde kuLLanıLmak üzere oluşturuLmuştur. Tamamen eğitim/payLaşım amaçLıdır. Hiçbir tecimseL kayGı güdüLmemektediR. İndirdiğiniz tüm dosyaLarı lütfen 24 saat içerisinde kaLıcı olarak biLgisayarınızdan siLiniz. Eğer 24 saat içerisinde siLmeyi onayLamıyorsanız lütfen dosyaLarı herhangi bir şekiLde kuLLanmayınız. İndirdiğiniz tüm dosyaLarı virüs taramasından geçiriniz. Ancak bu dosyaLarın kuLLanımından doğabiLecek herhangi bir aksakLık veya zaRar durumunda "bisgenWoRdpRess" sorumLuLuk kabul etmez. Bu bLogtan indirmiş oLduğunuz dosyaLar teLif hakLarıyLa korunmuş eserLerin digitaL kopyaLarıdır ve tanıtma-sevdirme-satınaLmayı özendirme amacıyLa koyuLmuştur-digitaL kopyaLar hiçbir zaman orjinaLLerin yerini /tadını tutamaz-ve 5651 sayılı kanunun 4.maddesi gereğine göre biLgisayarınızda 24 saatten fazLa tutmanız T.C. yasaLarına göre suç sayıLır. Bu duyurunun okunmasını /yayınLanmasını takiben, sitede bulunan içerikten ( ya da bağLantı sağLadığı başkasına ait içerikten ) ötürü tüm sorumLuLuk kuLLanıcıya ait oLacaktır. BLogda buLunan eserLeri temsiLe yetkiLi kişi / kurumLarın başvurusu haLinde isteği doğruLtusunda hareket ediLecektir. biSGen & eLviTodeLLa