Ocak, 2009 için arşiv

30
Jan
09

Cevdet neRdesin? – Sorma abi, Yastayım – Los Biblicos – Consuelo Luz – Kibariye – SefeRad ve hımLamaLar üzerine biR-kaç veR-kaç denemesi…

Consuelo Luz – Los Biblicos (the Nightingales)

- Kibar-iye’nin söyLediği bu kLipte söz-müzik eRcan saatçi yazıyor !!!! Sözü anLadım da müziğini eRcan Saatçi’nin yaptığını sanmıyorum.

- SananLar var mıdır?

- Vardır tabii ki Cevdet. Baksana uşağum, yukaRıdaki görüntüLerde ( kibaRiye ) öyLe yazıyor!!!

- Hımm, de me, ( sonra tekrar ) hımmm !!! yoksa o meşhur aLıntı ve çaLıntı iLişkisi midir bu?

- Hım hım, hımı da hımmm… Yok yok, kLasik oLduğu üzere “daLgınLıkLa veya  yanLışLıkLa” yapıLmış oLmaLı… KasıtLı yapıLmadığı oRtada.

- Ne data’sı yahu, yine neyi kaçırdım?

- Data değiL mirim or-tada… hacivat’ı geçtin mübarek sen de!

-  Onu bunu biLmem amma veLakin, güzeL şarkıymış yeminLe…

29
Jan
09

Cevdet neRdesin? – Sorma abi, Yastayım – Los Biblicos – Consuelo Luz – Kibariye – SefeRad ve hımLamaLar üzerine biR-kaç veR-kaç denemesi…

Consuelo Luz – Los Biblicos (the Nightingales)

- Kibar-iye’nin söyLediği bu kLipte söz-müzik eRcan saatçi yazıyor !!!! Sözü anLadım da müziğini eRcan Saatçi’nin yaptığını sanmıyorum.

- SananLar var mıdır?

- Vardır tabii ki Cevdet. Baksana uşağum, yukaRıdaki görüntüLerde ( kibaRiye ) öyLe yazıyor!!!

- Hımm, de me, ( sonra tekrar ) hımmm !!! yoksa o meşhur aLıntı ve çaLıntı iLişkisi midir bu?

- Hım hım, hımı da hımmm… Yok yok, kLasik oLduğu üzere “daLgınLıkLa veya  yanLışLıkLa” yapıLmış oLmaLı… KasıtLı yapıLmadığı oRtada.

- Ne data’sı yahu, yine neyi kaçırdım?

- Data değiL mirim or-tada… hacivat’ı geçtin mübarek sen de!

-  Onu bunu biLmem amma veLakin, güzeL şarkıymış yeminLe…

24
Jan
09

kLasik gitar için üç güzeL eseR : Packington / Estudio / Allegro

üç eserin de notaları ve mp3’Lerini indiRebiLirsiniz.

tüm dökümanLar için rar şifresi / passw : bisgen

estudio/ Francisco taRRega / 1.4 kb /  doWNLoad

aLLegRo / mauro Giuliani /  946 kb / doWNLoad

pacKinGton’s pouNd / 16.yy engLish – anonim / 1.4 kb /  doWNLoad

23
Jan
09

kLasik gitar için üç güzeL eseR : Packington / Estudio / Allegro

üç eserin de notaları ve mp3’Lerini indiRebiLirsiniz.

tüm dökümanLar için rar şifresi / passw : bisgen

estudio/ Francisco taRRega / 1.4 kb /  doWNLoad

aLLegRo / mauro Giuliani /  946 kb / doWNLoad

pacKinGton’s pouNd / 16.yy engLish – anonim / 1.4 kb /  doWNLoad

23
Jan
09

The First Merge by SetAmbience

SetAmbience‘in icra ettiği “The First Merge” adlı bu eser Gadasanat’ta kaydediLmiş.

gRup üyeLeri:

Serhan Yasdıman (Guitar)
Selçuk Uçku (Didgeridoo)
Utku Yiğit (Kanoon)
Utku Engin (Oud)
Serdar Bağtır (Cajon,Darbuka,Bendir)
Aral Büyükduman (Nay)
Ahmet Cemal Öksüz (Nay)

23
Jan
09

The First Merge by SetAmbience

SetAmbience‘in icra ettiği “The First Merge” adlı bu eser Gadasanat’ta kaydediLmiş.

gRup üyeLeri:

Serhan Yasdıman (Guitar)
Selçuk Uçku (Didgeridoo)
Utku Yiğit (Kanoon)
Utku Engin (Oud)
Serdar Bağtır (Cajon,Darbuka,Bendir)
Aral Büyükduman (Nay)
Ahmet Cemal Öksüz (Nay)

22
Jan
09

İLK KADININ YARATILIŞI / PANDORA’NIN KUTUSU

19-PandoraBox Prometheus‘un kurnazlıkla çalarak insanlara verdiği akıl onları şımartınca Zeus o zamana kadar yalnız erkeklerden ibaret olan bu yüzsüz ve terbiyesiz mahlukları, kendilerini tanrılar kadar kuvvetli ve mutlu sanan bu budalaların başına müthiş bir bela gönderdi : Bu bela kadındı!.

Gerçekten Zeus usta bir tanrı olan ve elinden hiçbir şey kurtulmayan oğlu Hephaistos’u çağırdı. Ona ilk kadını yaratmasını emretti. Hephaistos babasının emri üzerine balçığı su ile yoğurdu ve görenleri şaşırtacak güzellikte bir bakirenin vücudunu yaptı.

Olympos’ta oturan Tanrıçaların en güzel olan ve kendi karısı bulunan Aphrodite’nin vücudunu model olarak kullandı. Heykel bitince onun kalbine, ruh yerine bir kıvılcım koydu. O zaman heykelin gözleri açıldı. Kolları, bacakları kımıldamaya ve dudakları konuşmaya başladı. Onu süslemek için bütün tanrılar ve tanrıçalar yardım ettiler. Herkes kendisinden ona bir şey armağan etti ve ona Rumca "bütün armağan" anlamına gelen Pandora adını taktılar.

Gerçekten ela gözlü Athena ona güzel bir kemer, süslü elbiseler verdi. Letafet perileri "Kharites" beyaz göğsüne parlak altın gerdanlıklar taktılar. Çekici bir gülümseyişi olan Aphrodite başına güzellikler saçtı, güzel saçlı "Saatler – Horalar" ilkbahar çiçekleriyle onu süslediler. Hermes, Pandora’nın kalbine, hıyanet ve aldatıcı sözler yerleştirdi. Zeus ise ona esrarlı bir kuuu armağan etti ve ona dedi ki:

"– Sakın sana verdiğim kutuyu açma, onun içindeki iyi şeyler uzaklara kaçarlar ve onların yerine fenalıklar gelir, seni rahatsız ederler. Hulasa bu kutuyu iyi sakla, çünkü yalnız senin değil, bütün insanların saadeti ve felaketi bu kutunun açılıp açılmamasına bağlıdır.

PANDORANIN_YARATILISI Böyle söyledikten sonra Baş Tanrı ilk kadını yeryüzüne indirdi ve Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a gönderdi. Prometheus kardeşine Zeus’tan bir armağan kabul etmemesini tembih ettiği halde Pandora’nın güzelliğine hayran olan Epimetheus öğüdü tutmadı. Onu insanlar arasına kabul etti. Ne bilecekti ki, kadın, bütün fenalıkların kaynağıdır.

Kadın, mütecessis bir varlık olduğundan dünyaya gelir gelmez "acaba kutunun içinde ne var?" diye düşündü ve Zeus’un emrini unuttu. Kutuyu açtı. Meğer kutunun içinde hastalık, keder, yalan, ıstırap,yalan, riya,şehvet, hulasa insanları rahatsız eden ve onların felaketini hazırlayan ne varsa, onların hepsi açılan kutudan kuşlar gibi uçuştular. Pandora hatasını anladı, biraz sonra kutuyu kapadı. İşin tuhafı şu ki, kutuya kapatılmış fenalıklar arasında, insanları yaşatacak, teselli edecek "ÜMİT" de vardı. Fakat "ÜMİT" dışarıya çıkamamış, kutuda kalmıştı. İşte böylece Zeus ilk kadını yeryüzüne göndermekle fenalıkları ve ıstırapları da onun kutusu içinde dünyaya yollayarak insanlardan öç almıştı.

not: -mış, –mış’da –mış, –mış … mitoloji biLe kadınLara sataşıyor ! bak sen şu dünyanın hâLine sen !!!

22
Jan
09

İNSANIN YARADILIŞI MİTİ / PROMETHEUS

Titan İapetos’un dört oğlu olmuştu. Bunlardan Menoitios  ile Atlas; Zeus‘e başkaldıran Titan’larla beraber bulunduklarından cezalandırılmışlardı.

Menoitios hainliğinden ve ölçüsüz cüretinden ötürü Hesperides’lerin önünde omuzlarına gök kubbesini  yüklenerek ayakta beklemek cezasına çarptırılmıştı. Diğer iki kardeşinin, Prometheus ile Epimetheus’un bahtları başka türlü oldu. Bunların ikisi de insanın yaratılışında önemli rol oynadılar.

prometheus Olympos Tanrılarının kudretine ve kuvvetine karşılık Prometheus’da  kurnazlık ve  zeka vardı. Titan’ların meşhur isyanları sırasında tarafsızlığını muhafaza etmiş bir Titan oğlu olduğu halde saygı gösteren Prometheus’ı baş tanrı Olympos’a, ölmezler arasına kabul etmişti. Fakat kendi ırkını mahveden Zeus ve arkadaşlarına karşı kalbinde bir kin besliyordu. Sonradan tanrıları inkar edecek, onları hiçe sayacak ve işleyeceği kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluk’u, insanı yaratarak Tanrılardan dedelerinin öcünü almayı düşündü.

Prometheus ilk insanı balçıktan yarattı. İlk insanın vücudunu yapmak için balçığı, bazılarının tahmin ettikleri gibi su ile değil, kendi gözyaşları ile karıştırdı ve insanı yarattı. Fakat insan tabiatın en aciz mahluku idi. Çıplaktı, kendisini koruyacak hiçbir şeye malik değildi. Fil gibi kuvvetli hortumu, aslan gibi pençesi, kuş gibi kanadı, at gibi koşacak bacakları yoktu. Daha doğuşta ıstıraplar, üzüntüler, birtakım ihtiyaçlar onun yakasına yapışıyordu. İlk insanlar çiy meyvalarla, kanlı etlerle besleniyorlardı. Elbise yerine bitkilerin yapraklarına sarılıyorlardı. Ateşin faydalarını bilmeden kendilerini güneşsiz oyuklarda saklıyorlar, derin mağaraların içine hayvanlar gibi sürünerek giriyorlar ve geceyi orada geçiriyorlardı. Yarattığı mahluklara acıyan Prometheus insanları daha iyi bir şekilde yaşatabilmek, kendilerini vahşi hayvanlara karşı tesirli silahlarla koruyabilmek, toprağı sürmeye yarayacak gerekli aletler elde edebilmek için onlara madenleri işlemeyi öğretmeyi ve ateşi vermeyi düşündü.

Prometheus2 İçi baştan başa oyuk fakat tutuşabilir bir özle kapalı olan Ferule "Şeytantersi ağacı" denilen ağaçtan eline bir dal aldı ve Lemnos adasına gitti. Hephaistos’un alevler fışkıran ocağına yaklaştı. Madenleri eriten kızgın ateşinden bir kıvılcım çaldı. Elindeki sopanın içine sakladı ve onu ilahi bir armağan olarak insanlara götürdü.

O günden beri insanlar ateşin yardımıyla daha iyi yaşamaya başladılar. Yiyeceklerini pişiriyorlar, soğuk havalarda ısınıyorlar, karanlık mağaralarda çıralı odunları yakarak birbirlerinin yüzlerini görüyorlardı. Fakat zavallılıklarını unutarak gurura kapıldılar, kendilerini Tanrılar’la eşit tuttular. Onlara karşı olan ödevlerini unuttular. Zeus bu şımarık mahlukların böyle yapacaklarını bildiği için kutsal ateşten onları mahrum bırakmıştı. Kendi haberi olmadan ateşi çalarak insana verdiği ve insanı şımarttığı için Zeus, Prometheus’a kızdı, onu Kafkas dağlarının en yüksek tepesine gönderdi. Yanardağların, ateşin, sanaayinin Tanrısı Hephaistos’u çağırarak bu saygısız Titan’ı yalçın bir kayaya çaktırdı. İlahi demirci istemeyerek Zeus’un buyruğuna boyun eğdi.

– Ey Prometheus dedi. Bu çekiçleri, zincirleri, bağları görüyor musun? Bunlar senin bahtsızlığını; benim, sonsuz üzüntülerimi hazırlayacaktır. Seni bu vahşi kayaya çivileyeceğim. Artık sen buradan hiç  insan sesi işitmeyeceksin, teselli ve acımak sana yüzünü göstermeyecek, güneşin kızgın şualarıyla kuruyarak; vücut çiçeğinin solduğunu göreceksin. Çok sonra gece yıldızlı mantosunun altında, gündüzü  sağlamak için gelecek ve yine çok sonra güneş doğarak gecenin titrek elinin bitkiler üzerine serptiği parlak kırağıyı eritecek. Kalbinde bitmez acılar bulunan, keder nöbetçisi olarak sen, bu korkunç yerde dinlenmeden, uyku nedir bilmeden, dizlerini bükemeden yalnız başına kalacaksın. İniltilerini insafsız kayalar dinleyecek, feryatların korkunç vadilerde uğuldayacak. Fakat sen boş yere inleyecek, boş yere figan edeceksin."

Bunları söyleyerek Hephaistos, bahtsız Prometheus’un ayaklarına, kollarına kırılmaz zinciri geçirdi ve onları sağlamca bir kayaya çaktı.

Onun bahtsızlığı bununla bitmedi. Her sabah, kocaman bir kartal kanatlarını açarak süzülüyor ve gelip Prometheus’un ciğerlerini yiyordu. Bu müthiş hayvan sivri tırnaklarını insafsızca onun göğsüne batırıyor ve korkunç gagası ile ciğerini didikliyordu. Akşama kadar onun yediği ciğer, gece sabaha kadar yeniden bitiyor, çoğalıyor, eski haline geliyordu. Bu işkence tam bin sene sürecekti. Fakat otuz sene sonra Zeus bu günahkara acıdı, Onu affetti ve ölmezler arasına aldı.

ANATOLE FRANCE‘A GÖRE PROMETHEUS – YARATILIŞ ÖYKÜSÜ

Rivayete göre Prometheus, heykel yapmasını bilen bir Titan’dı , o yalnız bir insanın heykelini yapmamıştı. Birçok heykeller yapmış, onlara can vermişti. İnsanlarda görülen kusurları şuna atfediyorlar: Bir gün Prometheus atölyesinde çalışıyordu. Çamurdan insanlara ait birçok kollar, bacaklar, kafalar, kalpler yapmıştı. Yaptığı uzuvları birbirine ekleyerek tamamladığı küçük heykelleri raflara diziyordu. Fakat daha işini bitirmemişti. O sarada şarap tanrısı Dionysos atölyeye geldi. (Prometheus, çok çalıştın, yoruldun, haydi biraz gezelim, eğlenelim,) dedi. Gezdiler; eğlendiler, şarap içtiler. Prometheus atölyesine döndüğü zaman azıcık sarhoştu. Bu yüzden bazı hatalar yaptı. Küçük bir gövdeye büyük bir baş taktı, büyük bir gövdeye mahsus olan uzun kolları küçük bir gövdeye iliştirdi. Hayatta kocaman başların, uzun bacakların yahut gayri mütenasip gövdelerin oluşunun sebebi bu imiş.

VOLTAİRE‘E GÖRE İNSANIN ÖMRÜ MESELESİ…

İnsan yaratıldıktan sonra yaşayacağı zamanın, yani ömrün tesbiti meselesi kaldı. Zeus, insanın, normal olarak 25 sene yaşamasını kafi görüyordu. İnsan sızlandı. 25 senede ne yapabilecekti? Aşağı yukarı bunun yarısı uyku ile geçecekti. Çocukluk devrini de çıkarınca geriye bir şey kalmayacaktı. Zeus ; "Ne yapayım, en son yaratıldığın için güçlü olmak, hızlı uçmak, çok uzaklardan görmek, iyi koku almak vasıfları gibi uzun ömür de diğer mahluklara dağıtıldı" dedi. İnsan ağlayarak yalvarmasına devam etti. O sırada onun yanında şu altı hayvan bulunuyordu.

" TIRTIL – KELEBEK – TAVUS – BEYGİR – TİLKİ – MAYMUN."

    Hayatı çok tatlı bularak yaşamak için çırpınan insan, Zeus’e bu hayvanları göstererek, "Bunların ömürlerinden al, bana ver, ben üstün bir mahlukum, benim çok yaşamam lazım , onlar yaşamasalar da olur" dedi. Baş Tanrı bunun haksızlık olacağını, Tanrıların nazarında her mahlukun eşit olduğunu ileri sürerek, insanın, ömrünün belirli zamanlarında o hayvanların hayatını yaşamasını, yani o hayvanları gibi ömür sürmesini şart koşarak hayatı uzattı.

    Bu sebeptendir ki, yeni doğan bir insan yavrusu evvelce "TIRTIL gibi yerde sürünür, emekler, bu bebeklik devridir. Sonra KELEBEKLER gibi neşe ile koşar, oynar, bu çocukluk çağıdır. Zaman geçince bilhassa on beşinden sonra gençlik çağı başlar. Bu devrede insan TAVUS hayatını yaşar, onun gibi gururlanır. 25 – 30 yaşından sonra ev-bark sahibi olunca üzüntüler, kederler başlar; o zaman BEYGİR gibi hayatın yükünü çekmek icap eder. İnsan kırkından sonra tecrübe sahibi olur, olgunlaşır, bu devrede TİLKİ gibi kurnaz olur, ellisinden, altmışından sonra da insan MAYMUN gibi çirkinleşir.

mitt

22
Jan
09

İLK KADININ YARATILIŞI / PANDORA’NIN KUTUSU

19-PandoraBox Prometheus‘un kurnazlıkla çalarak insanlara verdiği akıl onları şımartınca Zeus o zamana kadar yalnız erkeklerden ibaret olan bu yüzsüz ve terbiyesiz mahlukları, kendilerini tanrılar kadar kuvvetli ve mutlu sanan bu budalaların başına müthiş bir bela gönderdi : Bu bela kadındı!.

Gerçekten Zeus usta bir tanrı olan ve elinden hiçbir şey kurtulmayan oğlu Hephaistos’u çağırdı. Ona ilk kadını yaratmasını emretti. Hephaistos babasının emri üzerine balçığı su ile yoğurdu ve görenleri şaşırtacak güzellikte bir bakirenin vücudunu yaptı.

Olympos’ta oturan Tanrıçaların en güzel olan ve kendi karısı bulunan Aphrodite’nin vücudunu model olarak kullandı. Heykel bitince onun kalbine, ruh yerine bir kıvılcım koydu. O zaman heykelin gözleri açıldı. Kolları, bacakları kımıldamaya ve dudakları konuşmaya başladı. Onu süslemek için bütün tanrılar ve tanrıçalar yardım ettiler. Herkes kendisinden ona bir şey armağan etti ve ona Rumca "bütün armağan" anlamına gelen Pandora adını taktılar.

Gerçekten ela gözlü Athena ona güzel bir kemer, süslü elbiseler verdi. Letafet perileri "Kharites" beyaz göğsüne parlak altın gerdanlıklar taktılar. Çekici bir gülümseyişi olan Aphrodite başına güzellikler saçtı, güzel saçlı "Saatler – Horalar" ilkbahar çiçekleriyle onu süslediler. Hermes, Pandora’nın kalbine, hıyanet ve aldatıcı sözler yerleştirdi. Zeus ise ona esrarlı bir kuuu armağan etti ve ona dedi ki:

"– Sakın sana verdiğim kutuyu açma, onun içindeki iyi şeyler uzaklara kaçarlar ve onların yerine fenalıklar gelir, seni rahatsız ederler. Hulasa bu kutuyu iyi sakla, çünkü yalnız senin değil, bütün insanların saadeti ve felaketi bu kutunun açılıp açılmamasına bağlıdır.

PANDORANIN_YARATILISI Böyle söyledikten sonra Baş Tanrı ilk kadını yeryüzüne indirdi ve Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a gönderdi. Prometheus kardeşine Zeus’tan bir armağan kabul etmemesini tembih ettiği halde Pandora’nın güzelliğine hayran olan Epimetheus öğüdü tutmadı. Onu insanlar arasına kabul etti. Ne bilecekti ki, kadın, bütün fenalıkların kaynağıdır.

Kadın, mütecessis bir varlık olduğundan dünyaya gelir gelmez "acaba kutunun içinde ne var?" diye düşündü ve Zeus’un emrini unuttu. Kutuyu açtı. Meğer kutunun içinde hastalık, keder, yalan, ıstırap,yalan, riya,şehvet, hulasa insanları rahatsız eden ve onların felaketini hazırlayan ne varsa, onların hepsi açılan kutudan kuşlar gibi uçuştular. Pandora hatasını anladı, biraz sonra kutuyu kapadı. İşin tuhafı şu ki, kutuya kapatılmış fenalıklar arasında, insanları yaşatacak, teselli edecek "ÜMİT" de vardı. Fakat "ÜMİT" dışarıya çıkamamış, kutuda kalmıştı. İşte böylece Zeus ilk kadını yeryüzüne göndermekle fenalıkları ve ıstırapları da onun kutusu içinde dünyaya yollayarak insanlardan öç almıştı.

not: -mış, –mış’da –mış, –mış … mitoloji biLe kadınLara sataşıyor ! bak sen şu dünyanın hâLine sen !!!

22
Jan
09

İNSANIN YARADILIŞI MİTİ / PROMETHEUS

Titan İapetos’un dört oğlu olmuştu. Bunlardan Menoitios  ile Atlas; Zeus‘e başkaldıran Titan’larla beraber bulunduklarından cezalandırılmışlardı.

Menoitios hainliğinden ve ölçüsüz cüretinden ötürü Hesperides’lerin önünde omuzlarına gök kubbesini  yüklenerek ayakta beklemek cezasına çarptırılmıştı. Diğer iki kardeşinin, Prometheus ile Epimetheus’un bahtları başka türlü oldu. Bunların ikisi de insanın yaratılışında önemli rol oynadılar.

prometheus Olympos Tanrılarının kudretine ve kuvvetine karşılık Prometheus’da  kurnazlık ve  zeka vardı. Titan’ların meşhur isyanları sırasında tarafsızlığını muhafaza etmiş bir Titan oğlu olduğu halde saygı gösteren Prometheus’ı baş tanrı Olympos’a, ölmezler arasına kabul etmişti. Fakat kendi ırkını mahveden Zeus ve arkadaşlarına karşı kalbinde bir kin besliyordu. Sonradan tanrıları inkar edecek, onları hiçe sayacak ve işleyeceği kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluk’u, insanı yaratarak Tanrılardan dedelerinin öcünü almayı düşündü.

Prometheus ilk insanı balçıktan yarattı. İlk insanın vücudunu yapmak için balçığı, bazılarının tahmin ettikleri gibi su ile değil, kendi gözyaşları ile karıştırdı ve insanı yarattı. Fakat insan tabiatın en aciz mahluku idi. Çıplaktı, kendisini koruyacak hiçbir şeye malik değildi. Fil gibi kuvvetli hortumu, aslan gibi pençesi, kuş gibi kanadı, at gibi koşacak bacakları yoktu. Daha doğuşta ıstıraplar, üzüntüler, birtakım ihtiyaçlar onun yakasına yapışıyordu. İlk insanlar çiy meyvalarla, kanlı etlerle besleniyorlardı. Elbise yerine bitkilerin yapraklarına sarılıyorlardı. Ateşin faydalarını bilmeden kendilerini güneşsiz oyuklarda saklıyorlar, derin mağaraların içine hayvanlar gibi sürünerek giriyorlar ve geceyi orada geçiriyorlardı. Yarattığı mahluklara acıyan Prometheus insanları daha iyi bir şekilde yaşatabilmek, kendilerini vahşi hayvanlara karşı tesirli silahlarla koruyabilmek, toprağı sürmeye yarayacak gerekli aletler elde edebilmek için onlara madenleri işlemeyi öğretmeyi ve ateşi vermeyi düşündü.

Prometheus2 İçi baştan başa oyuk fakat tutuşabilir bir özle kapalı olan Ferule "Şeytantersi ağacı" denilen ağaçtan eline bir dal aldı ve Lemnos adasına gitti. Hephaistos’un alevler fışkıran ocağına yaklaştı. Madenleri eriten kızgın ateşinden bir kıvılcım çaldı. Elindeki sopanın içine sakladı ve onu ilahi bir armağan olarak insanlara götürdü.

O günden beri insanlar ateşin yardımıyla daha iyi yaşamaya başladılar. Yiyeceklerini pişiriyorlar, soğuk havalarda ısınıyorlar, karanlık mağaralarda çıralı odunları yakarak birbirlerinin yüzlerini görüyorlardı. Fakat zavallılıklarını unutarak gurura kapıldılar, kendilerini Tanrılar’la eşit tuttular. Onlara karşı olan ödevlerini unuttular. Zeus bu şımarık mahlukların böyle yapacaklarını bildiği için kutsal ateşten onları mahrum bırakmıştı. Kendi haberi olmadan ateşi çalarak insana verdiği ve insanı şımarttığı için Zeus, Prometheus’a kızdı, onu Kafkas dağlarının en yüksek tepesine gönderdi. Yanardağların, ateşin, sanaayinin Tanrısı Hephaistos’u çağırarak bu saygısız Titan’ı yalçın bir kayaya çaktırdı. İlahi demirci istemeyerek Zeus’un buyruğuna boyun eğdi.

– Ey Prometheus dedi. Bu çekiçleri, zincirleri, bağları görüyor musun? Bunlar senin bahtsızlığını; benim, sonsuz üzüntülerimi hazırlayacaktır. Seni bu vahşi kayaya çivileyeceğim. Artık sen buradan hiç  insan sesi işitmeyeceksin, teselli ve acımak sana yüzünü göstermeyecek, güneşin kızgın şualarıyla kuruyarak; vücut çiçeğinin solduğunu göreceksin. Çok sonra gece yıldızlı mantosunun altında, gündüzü  sağlamak için gelecek ve yine çok sonra güneş doğarak gecenin titrek elinin bitkiler üzerine serptiği parlak kırağıyı eritecek. Kalbinde bitmez acılar bulunan, keder nöbetçisi olarak sen, bu korkunç yerde dinlenmeden, uyku nedir bilmeden, dizlerini bükemeden yalnız başına kalacaksın. İniltilerini insafsız kayalar dinleyecek, feryatların korkunç vadilerde uğuldayacak. Fakat sen boş yere inleyecek, boş yere figan edeceksin."

Bunları söyleyerek Hephaistos, bahtsız Prometheus’un ayaklarına, kollarına kırılmaz zinciri geçirdi ve onları sağlamca bir kayaya çaktı.

Onun bahtsızlığı bununla bitmedi. Her sabah, kocaman bir kartal kanatlarını açarak süzülüyor ve gelip Prometheus’un ciğerlerini yiyordu. Bu müthiş hayvan sivri tırnaklarını insafsızca onun göğsüne batırıyor ve korkunç gagası ile ciğerini didikliyordu. Akşama kadar onun yediği ciğer, gece sabaha kadar yeniden bitiyor, çoğalıyor, eski haline geliyordu. Bu işkence tam bin sene sürecekti. Fakat otuz sene sonra Zeus bu günahkara acıdı, Onu affetti ve ölmezler arasına aldı.

ANATOLE FRANCE‘A GÖRE PROMETHEUS – YARATILIŞ ÖYKÜSÜ

Rivayete göre Prometheus, heykel yapmasını bilen bir Titan’dı , o yalnız bir insanın heykelini yapmamıştı. Birçok heykeller yapmış, onlara can vermişti. İnsanlarda görülen kusurları şuna atfediyorlar: Bir gün Prometheus atölyesinde çalışıyordu. Çamurdan insanlara ait birçok kollar, bacaklar, kafalar, kalpler yapmıştı. Yaptığı uzuvları birbirine ekleyerek tamamladığı küçük heykelleri raflara diziyordu. Fakat daha işini bitirmemişti. O sarada şarap tanrısı Dionysos atölyeye geldi. (Prometheus, çok çalıştın, yoruldun, haydi biraz gezelim, eğlenelim,) dedi. Gezdiler; eğlendiler, şarap içtiler. Prometheus atölyesine döndüğü zaman azıcık sarhoştu. Bu yüzden bazı hatalar yaptı. Küçük bir gövdeye büyük bir baş taktı, büyük bir gövdeye mahsus olan uzun kolları küçük bir gövdeye iliştirdi. Hayatta kocaman başların, uzun bacakların yahut gayri mütenasip gövdelerin oluşunun sebebi bu imiş.

VOLTAİRE‘E GÖRE İNSANIN ÖMRÜ MESELESİ…

İnsan yaratıldıktan sonra yaşayacağı zamanın, yani ömrün tesbiti meselesi kaldı. Zeus, insanın, normal olarak 25 sene yaşamasını kafi görüyordu. İnsan sızlandı. 25 senede ne yapabilecekti? Aşağı yukarı bunun yarısı uyku ile geçecekti. Çocukluk devrini de çıkarınca geriye bir şey kalmayacaktı. Zeus ; "Ne yapayım, en son yaratıldığın için güçlü olmak, hızlı uçmak, çok uzaklardan görmek, iyi koku almak vasıfları gibi uzun ömür de diğer mahluklara dağıtıldı" dedi. İnsan ağlayarak yalvarmasına devam etti. O sırada onun yanında şu altı hayvan bulunuyordu.

" TIRTIL – KELEBEK – TAVUS – BEYGİR – TİLKİ – MAYMUN."

    Hayatı çok tatlı bularak yaşamak için çırpınan insan, Zeus’e bu hayvanları göstererek, "Bunların ömürlerinden al, bana ver, ben üstün bir mahlukum, benim çok yaşamam lazım , onlar yaşamasalar da olur" dedi. Baş Tanrı bunun haksızlık olacağını, Tanrıların nazarında her mahlukun eşit olduğunu ileri sürerek, insanın, ömrünün belirli zamanlarında o hayvanların hayatını yaşamasını, yani o hayvanları gibi ömür sürmesini şart koşarak hayatı uzattı.

    Bu sebeptendir ki, yeni doğan bir insan yavrusu evvelce "TIRTIL gibi yerde sürünür, emekler, bu bebeklik devridir. Sonra KELEBEKLER gibi neşe ile koşar, oynar, bu çocukluk çağıdır. Zaman geçince bilhassa on beşinden sonra gençlik çağı başlar. Bu devrede insan TAVUS hayatını yaşar, onun gibi gururlanır. 25 – 30 yaşından sonra ev-bark sahibi olunca üzüntüler, kederler başlar; o zaman BEYGİR gibi hayatın yükünü çekmek icap eder. İnsan kırkından sonra tecrübe sahibi olur, olgunlaşır, bu devrede TİLKİ gibi kurnaz olur, ellisinden, altmışından sonra da insan MAYMUN gibi çirkinleşir.

mitt




Blog Stats

  • 100,395 hits

 

Ocak 2009
M T W T F S S
« Ara_Aralık_kısaltma   Feb »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

UyaRı-yoRum

BLoğumuzdaki örnek müzik dosyaLarı, yazıLar, görüntüler yani her türLü mateRyâL, eğitim - öğretimde kuLLanıLmak üzere oluşturuLmuştur. Tamamen eğitim/payLaşım amaçLıdır. Hiçbir tecimseL kayGı güdüLmemektediR. İndirdiğiniz tüm dosyaLarı lütfen 24 saat içerisinde kaLıcı olarak biLgisayarınızdan siLiniz. Eğer 24 saat içerisinde siLmeyi onayLamıyorsanız lütfen dosyaLarı herhangi bir şekiLde kuLLanmayınız. İndirdiğiniz tüm dosyaLarı virüs taramasından geçiriniz. Ancak bu dosyaLarın kuLLanımından doğabiLecek herhangi bir aksakLık veya zaRar durumunda "bisgenWoRdpRess" sorumLuLuk kabul etmez. Bu bLogtan indirmiş oLduğunuz dosyaLar teLif hakLarıyLa korunmuş eserLerin digitaL kopyaLarıdır ve tanıtma-sevdirme-satınaLmayı özendirme amacıyLa koyuLmuştur-digitaL kopyaLar hiçbir zaman orjinaLLerin yerini /tadını tutamaz-ve 5651 sayılı kanunun 4.maddesi gereğine göre biLgisayarınızda 24 saatten fazLa tutmanız T.C. yasaLarına göre suç sayıLır. Bu duyurunun okunmasını /yayınLanmasını takiben, sitede bulunan içerikten ( ya da bağLantı sağLadığı başkasına ait içerikten ) ötürü tüm sorumLuLuk kuLLanıcıya ait oLacaktır. BLogda buLunan eserLeri temsiLe yetkiLi kişi / kurumLarın başvurusu haLinde isteği doğruLtusunda hareket ediLecektir. biSGen & eLviTodeLLa